opencaselaw.ch

56925/08

CASE OF A.B. v. SWITZERLAND - [Turkish Translation] legal summary by the Turkish Ministry of Justice

Hudoc Ch · 2014-07-01 · Deutsch CH
Quelle Original Export Word PDF BibTeX RIS

Violation of Article 10 - Freedom of expression -{General} (Article 10-1 - Freedom of expression); Violation: 10;10-1

Volltext (verifizierbarer Originaltext)

176 No’lu (Temmuz 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır A.B. / İsviçre

- 56925/08 - 01. 07.2014 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar — Gazeteci olan başvuran tarafından yapılan ve haftalık bir dergide 15 Ekim 2003 tarihinde yayınlanan bir haberde; aracıyla yayalara çarparak üç yayanın ölümüne, sekizinin de yaralanmasına neden olan, sonrasında yoldan çıkarak kendisini Lozan Köprüsünün üzerinden atan ve ardından gözaltına alınan bir motorcu hakkında açılan ceza davasıyla ilgili bilgiler yer almıştır. Söz konusu yazıda, sanığın geçmişine ait bilgiler verilmiş, polis ve tahkikat yargıcı tarafından yöneltilen sorular ve sanığın ifadeleri özet olarak açıklanmış ve ayrıca sanığın yargıca gönderdiği mektuplardan bazılarının fotoğrafları yayınlanmıştır. Yazıda ayrıca, sanığın eşi ve doktorunun ifadelerine de özet şeklinde yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, gazeteci hakkında, gizli belgeleri yayınladığı gerekçesiyle ceza davası açılmıştır. Tahkikat yargıcı, Haziran 2004’te, başvuranın bir ay tecilli hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Lozan Sulh Ceza Mahkemesi, söz konusu cezayı, 4.000 İsviçre frangına (yaklaşık 2.667 avro) çevirmiştir. Başvuran, hakkında verilen ceza hükmüne karşı yaptığı itiraz başvurularından bir sonuç alamamıştır. Hukuki Değerlendirme — Madde 10: Başvuranın adli soruşturma dosyasındaki delilleri yazısında kullandığı ve yayınladığı gerekçesiyle cezalandırılması, ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahale teşkil etmektedir. Ancak, söz konusu müdahale, kanunda öngörülen bir müdahaledir. Uygulanan tedbir, “gizli delillerin ifşa edilmesinin engellenmesi”, “yargının gücü ve tarafsızlığının korunması” “ve başkalarının itibar ve haklarının korunması” gibi meşru amaçlara hizmet etmektedir. Şikâyet konusu yazı, olağanüstü koşullarda meydana geldiği için kamuoyunun anında ilgisini çeken, sonrasında açılan davaya ve söz konusu davanın ceza adalet sisteminde nasıl değerlendirildiği konusuna medyada geniş yer verilen bir olayla bağlantılı yargılama sürecine dayanmaktadır. Başvuran, şikâyet konusu yazıda, sanığın karakterini incelemiş ve niyetini anlamaya çalışmıştır. Bununla birlikte, polisin ve yargı mercilerinin psikiyatrik sorunları olduğu görülen başvurana karşı sergiledikleri yaklaşıma dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bu tür bir yazıda, kamuoyunu ilgilendiren bir mesele ele alınmıştır. Tecrübeli bir gazeteci olan başvuranın, eline geçen belgelerin adli soruşturmanın gizliliği kapsamına girdiğini bilmemesi mümkün değildir. Bu durumda, başvuranın, söz konusu durumlarda geçerli yasal hükümlere uygun davranması gerekirdi. Mahkeme, somut davada söz konusu olan menfaatlerden hangisinin daha ağır bastığı konusunda yapılacak değerlendirmeyle ilgili olarak, sanığın ifadelerinin ve yargıca gönderdiği mektupların vaktinden önce ifşa edildiği yönündeki Federal Mahkeme kararının, sanığın suçluluğu ispatlanana kadar masum sayılma ve adil yargılanma haklarının ihlaline neden olduğunu belirtmiştir. Ancak, sanığın suçunun sabit olup olmadığı hususu şikâyet konusu yazının konusu olmayıp, suçlamalara ilişkin ilk duruşma, söz konusu yazının yayınlanmasının üzerinden iki yıldan uzun süre geçtikten sonra gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, sanığın davası tek bir yargıç tarafından görülmüştür. Dolayısıyla, Hükümet, bu tür gizli bilgilerin sanığın masum sayılma hakkını veya davasının sonucunu nasıl olumsuz yönde etkileyebileceğini kanıtlayamamıştır. Hükümet, soruşturmanın gizliliği kapsamında yer alan belgelerin ifşa edilmesinin, sanığın özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Ancak, sanık, itibarına verilen zararın tazmin edilmesini sağlamak üzere İsviçre hukuku uyarınca başvurabileceği hukuk yollarının hiçbirinden faydalanmamıştır. Dolayısıyla, somut davanın koşullarında, Hükümetin ileri sürdüğü ikinci meşru amacın ikna ediciliği azalmıştır. Bu nedenle, Hükümet, başvurana, sanık hakkındaki kişisel bilgileri ifşa ettiği gerekçesiyle uygulanan yaptırımı yeterince gerekçelendirememiştir. Hükümetin söz konusu yazının yayınlanma şekline yönelik eleştirisiyle ilgili olarak, yalnızca ifade edilen görüş ve bilgilerin esasının değil, aynı zamanda söz konusu görüş ve bilgilerin aktarılma şeklinin de Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında güvence altına alındığını hatırlatmak gerekir. Dolayısıyla, Mahkemenin ve ulusal mahkemelerinin, gazetecilerin hangi haber yapma yöntemini kullanmaları gerektiği konusunda basının yerine geçerek görüş bildirmek gibi bir görevleri bulunmamaktadır. Son olarak, söz konusu cezanın, İsviçre Ceza Kanunu’nda öngörülen en hafif suç kategorisi olan “adi bir suç” karşısında verilmesine ve bu tür bir suç karşısında hapis cezası gibi daha ağır bir yaptırım öngörülebilecek olmasına rağmen, verilen para cezasının somut davada önemli ölçüde caydırıcı etkisi bulunmaktadır. Bu tür bir etki, cezai bir yaptırım sonucunda doğal olarak da ortaya çıkabilecektir. Bu bağlamda, bir kimsenin mahkûm edilmiş olması, bazı durumlarda, verilen cezanın asgari nitelikte oluşundan daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle, Mahkeme, verilen para cezasının, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmadığı kanısına varmıştır. Mahkeme, yukarıdaki hususlar ışığında, başvuran hakkında verilen ceza hükmünün, “acil sosyal bir ihtiyacı” karşılamadığı sonucuna varmıştır. Mahkemeye göre, ceza hükmünün gerekçeleri “yerinde” olmakla birlikte, başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleyi haklı kılmak için “yeterli” değildir. Sonuç: ihlal (üçe karşı dört oyla). Madde 41: Herhangi bir tazminat talebinde bulunulmamıştır. (Ayrıca bk. Dupuis ve Diğerleri / Fransa, 1914/02, 7 Haziran 2007, 98 sayılı Bilgi Notu) 179 No’lu (Kasım 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır A.B. (Bedat) / İsviçre

– 56925/08 - 1.7.2014 tarihli Karar [Bölüm II] 15 Ekim 2003 tarihinde, bir gazeteci olan başvuran, haftalık bir dergide Lausanne Köprüsü’nden düşmeden önce bir grup yayaya çarparak, üç kişinin ölümüne ve sekiz kişini yaralanmasına neden olan bir sürücü aleyhinde yürütülen cezai yargılama işlemlerine ilişkin bir yazı yayınlamıştır. Yazıda, suçlunun bir portresi çizilmiş, polis ve sorgu hâkimi tarafından kendisine yöneltilen soruların ve verdiği cevapların özeti verilmiş ve sorgu hâkimine gönderdiği yazıların birçok fotoğrafına yer verilmiştir. Ayrıca, yazıda suçlunun eşinin ve görevli doktorun ifadelerinin özetleri verilmiştir. Gazeteci, gizli belgeleri yayınlama suçundan yargılanmıştır. 2004 yılının Haziran ayında, sorgu hâkimi gazeteciyi bir ay ertelenmiş hapis cezasına mahkûm etmiştir. Polis Mahkemesi, daha sonra söz konusu cezayı 4.000 İsviçre Frankı (yaklaşık 2.667 avro) para cezasına çevirmiştir. Başvuranın itirazları reddedilmiştir. 1 Temmuz 2014 tarihli kararla (bk, 176 sayılı Bilgi Notu), Mahkeme’nin bir dairesi üçe karşı dört oyla, başvuranın soruşturma dosyasındaki bilgileri alıntıladığı ve kullandığı için aldığı para cezasına çevrilen cezasının “zorlayıcı sosyal bir ihtiyaç” olmadığı gerekçesiyle 10. maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçeleri “ilgili” olmasına rağmen, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahalede bulunmak için “yeterli” değillerdir. 17 Kasım 2014 tarihinde, dava Hükümet’in talebi üzerine Büyük Daire’ye gönderilmiştir.