opencaselaw.ch

33362/04

CASE OF KÜÇÜK v. TURKEY AND SWITZERLAND - [Turkish Translation] summary by the Turkish Ministry of Foreign Affairs

Hudoc Ch · 2011-05-17 · Italiano CH
Fonte Original Esporta Word PDF BibTeX RIS

Violation of Art. 5-1;No violation of Art. 8; Violation: 5;5-1; No violation: 8

Erwägungen (5 Absätze)

E. 17 Mayıs 2011 İş bu karar A İ HS’nin 44/2 maddesinde belirtilen ko ş ullar çerçevesinde kesinle ş ecektir. Ş ekli düzeltmelere tabi olabilir. _____________________________________________________________ _____________________________ © T.C. Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı, 2011. Bu gayrıresmi özet çeviri Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı Avrupa Konseyi ve İ nsan Haklan Genel Müdür Yardımcılı ğ ı tarafından yapılmı ş olup, Mahkeme'yi ba ğ lamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmi ş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ş ulu ile Dı ş i ş leri Bakan lı ğ ı Avrupa Konseyi ve İ nsan Hakları Genel Müdür Yardımcılı ğ ı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir. USU L Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve İ sviçre Konfedarasyonu aleyhine açılan (33362/04) no’lu davanın nedeni, T.C. vatanda ş ları Murat Küçük ve Nevzat Abdullah Küçük’ün (ba ş vuranla r) Avrupa İ nsan Hakları Mahkemesi’ne 23 A ğ ustos 2004 tarihinde İ nsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ili ş kin Sözle ş me’nin (Avrupa İ nsan Hakları Sözle ş mesi - A İ HS)

34. maddesi uyarınca yapmı ş oldukları ba ş vurud ur. Ba ş vuranlar A İ HM önünde Ankara Barosu avukatlarından U ğ ur Akyazan tarafından temsil edilmekte dir. OLAYLA R I. DAVANIN KO Ş ULLARI Türk vatanda ş ı olan birinci ba ş vuran Murat Küçük, 1972 do ğ umlu olup, Ankara’da ikâmet etmektedir. Murat Küçük hem kendi adına ve hem de 8 Temmuz 1997 do ğ umlu Türk vatan da ş ı o ğ lu Nevzat Abdullah Küçük (« N.A.K.») adına ba ş vuru yapmaktadır. Ba ş vuran ile Nurgül Tonoz’un (« N.T.») bo ş anmaları 18 Temmuz 2001 tarihli mahkeme kararıyla ilan edilmi ş ve çocu ğ un velayeti yalnızca babaya verilmi ş tir. Bu karar, Yargıtay’ın 2002 yılında onamasıyla kesinle ş mi ş tir. 1 Temmuz 2002 tarihinde, N.T. ziyaret hakkını kullanmı ş ve erkek karde ş i Yakup Özkan’ ın (« Y.Ö. ») refakatinde çocu ğ u alarak bir ay için gitmi ş tir. 31 Temmuz 2002 tarihinde, ziyaret hakkı dönemi sona erdikten sonra, N.T. çocu ğ u babasına teslim etmemi ş tir. 2 A ğ ustos 2002 tarihinde, ba ş vuran o ğ lunun eve dönmesi için bir yol bulunması amacıyla Bursa Mahkemesi İ nfaz Hakimine ba ş vurm u ş tur. N.T. ve o ğ lu adres bırakmadan gittikleri için dava dü ş mü ş tür. O ğ lu ve annesinin sahte belgeler kullanarak 3 A ğ ustos 2002 tarihinde Türkiye-Bulgaristan sınırından geçti ğ ini ö ğ renen ba ş vuran, Edirne Savcılı ğ ına suç duyurusunda bulunmu ş tur. Savcılık, sahte pasaport kullanımı için bir soru ş turma ba ş latm ı ş tır. Velayetin yalnızca kendisinde oldu ğ unu savunan ba ş vuran, ayrıca Ankara Mahkemesi İ nfaz Hakimi önünde o ğ lunun Türkiye’ye geri dönmesi halinde sınır polisinin dikkatli olmasının sa ğ lanmasını talep etmi ş tir. 16 A ğ ustos 2002 tarihinde, hakim velayet ve ziyaret haklarını belirleyen mahkeme kararına uygun olarak çocu ğ u teslim etmedikleri gerekçesiyle N.A.K. ve N.T. için yurtdı ş ına çıkma yasa ğ ı konmasına hükmetmi ş tir. Öte yandan hakim, sınır p olisine de çocu ğ un Türkiye’y e geri dönmesi halinde uygun kontrol önlemlerini almalarını emretmi ş tir. 2 5 Eylül 2002 tarihinde, ba ş vuran, çocuk kaçırmak, sahte kimlik belgesinde adını kullanmak ve bu sahte belge ile noter senedi ve di ğ er olası senetleri düzenlemekten N.T. ve erkek karde ş i Y.Ö. hakkında suç duyurusunda bulunmu ş tur. 15 Kasım 2002 tarihinde, İ stanbul Sulh Mahkemesi N.T. hakkında ulusal düzeyde bir tutuklama emri çıkarmı ş tır.

E. 21 Kasım 2002 tarihli iddianamede, İ stanbul A ğ ır Ceza Mahkemesi Savcısı sahte evrak düzenlemek ve kullanmak suçlamasıyla N.T. ve erkek karde ş i Y.Ö. hakkında ceza kov u ş turması ba ş latm ı ş tır . 19 Aralık 2002 tarihinde, Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü, İ nterpol üyesi ülkelere da ğ ıtılmak üzere N.A.K., N.T. ve Y.Ö. hakkında sarı bülten düzenle mi ş tir. 8 Ocak 2003 tarihinde, La Haye Sözle ş mesi’nin uygulanmasından sorumlu merkezi otorite olarak Fransa Adalet Bakanlı ğ ı, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı Uluslararası Hukuk ve Dı ş İ li ş kile r Genel Müdürlü ğ ü’ne N.A.K.’nın 9 Aralık 2002 tarihinde N.T. ve Y.Ö.’nün refakatinde Sangette Kızıl-Haç Merkezi’ni terketti ğ ini bildirmi ş tir. Fransa’ya siyasi sı ğ ınma talebinde bulunan her iki yeti ş kin, İ ndre’de bulunan Châteauroux sı ğ ınma merkezine götürülmü ş tür. 30 Ocak 2003 tarihinde, Châteauroux Asliye Hukuk Mahkemesi, La Haye Sözle ş mesi’n in uluslararası çocuk kaçırmanın hukuki yönüyle ilgili 12. maddesi gere ğ ince, N.K.A.’nın derhal Türkiye’deki ola ğ an adresi olan babasının evine dönmesini emretmi ş tir. Châteauroux icra memuru tarafından düzenlenen 22 Ş ubat 2003 tarihli « sonuçsuz aramalar tuta na ğ ına » göre, N.T. ve N.A.K. bilinen en son adreslerinde bulunamamı ş tır. 12 Haziran 2003 tarihinde, İ stanbul A ğ ır Ceza Mahkemesi N.T. ve Y.Ö. hakkında kırmızı bülten çıkarılmasını emretmi ş tir.

E. 25 Haziran 2003 tarihinde, Türkiye Hükümeti, adli yardımla ş manın çe ş itli alanlarında yabancı yetkililerle i ş birli ğ inden sorumlu merkezi otorite olan Bern (İ sviçre) Federal Adalet Bürosu’na N.T. ve N.A.K.’nın İ sviçre’ye girdi ğ ini ve Bern’deki bir mülteci merkezinde bulunduklarını bildirmi ş ve çocu ğ un derhal geri gönderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını istemi ş tir. 1 Temmuz 2003 tarihinde, Türkiye Hükümeti’nin yazılı talebini alan Federal Adalet Bürosu, bu talebin LK 150 sayı ile kaydedildi ğ ini bildirmi ş tir. 19 A ğ ustos 2003 tarihinde, ba ş vuranın avukatı, N.T. ve N.A.K.’nın İ sviçre’den geçi ş leri ve yerlerinin tespiti konusunda Federal Adalet Bürosu’nun uluslararası çocuk kaçırma alanındaki merkezi otoritesine ba ş vurm u ş tur. 19 Eylül 2003 tarihli yazıda İ sviçre Hükümeti, ilgili ş ahısların İ sviçre’ye 24 Ocak 2003 tarihinde giri ş yaptıklarını ve 27 Ş ubat 2003 tarihinde kayıtlara « kayıp » olarak i ş lend i ğ ini Türkiye Hükümeti’ne bildirmi ş tir. İ sviçre Hükümeti ayrıca, İ sviçre’deki geçici oturma izni bitti ğ inde N.T.’nin Fransa’ya geri dönmesi için uyarıldı ğ ını belirtmi ş tir. İ sviçre makamları, Türk makamlarından, Fransa’ya geri dönme emrinin Fransa’daki yerel makama gönderilmesini istemi ş tir. 3 24 Eylül 2003 tarihinde, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı bu son yazı hakkında ba ş vura nı bilgilend irmi ş tir. Belirtilmeyen bir tarihte, ilgili ş ahıs kendis i ara ş tıma yapmak üzere İ sviçre’ye gitmi ş tir. O ğ lu, N.T. ve Y.Ö’nün Porrentruy kampında görüldü ğ üne dair tanık ifadeleri topladıktan ve Y.Ö.’nün mülteci statüsü talebinin İ sviçre’de halen soru ş turma altında oldu ğ unu ö ğ rendikt en sonra ba ş vuran, Delémont (İ sviçre) polisine suç duyurusunda bulunmu ş tur. Ertesi gün polisten aldı ğ ı cevapta ba ş vurana Y.Ö.’nün hiçbir zaman Porrentruy’de görülmedi ğ i bilgisi veril mi ş tir.

E. 29 Ekim 2003 tarihinde, Federal Adalet Bürosu, yabancıların oturma ve yerle ş mesi ile ilgili federal yasaları çi ğ nedi ğ i gerekçesiyle N.T.’nin, polis bilgisayarlı arama sistemi RIPOL’ün listesinde yer aldı ğ ını T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’na bildirmi ş tir.

E. 30 Ekim 2003 tarihinde, ba ş vuran, çocuk kaçırdıkları için N.T. ve Y. Ö. hakkında Jura kanton polisine suç duyurusunda bulunmu ş tur. Aynı gün, kanton polisi isnad edilen suç için ilgili ş ahıslar hakkında bir yakalama emri çıkarmı ş tır. 20 ve 24 Kasım 2003 tarihlerinde, İ nterpol Genel Sekreterli ğ i, N.K.A.’nın bulundu ğ u yerin tespiti için bir sarı bülten ve N.T. ile Y.Ö.’nün i ş ledi ğ i evrakta sahtecilik suçu için bir kırmızı bülten yayımlamı ş tır. Aynı gün, ba ş vuran aranan ki ş ilerle ilgili elindeki tüm bilgileri (pasapor t numarası, telefon ve banka hesabı numaraları) Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü’n e verm i ş tir. 22 Ocak 2004 tarihinde, kırmızı bültenin yayımlanmasından sonra, Federal Adalet Bürosu Uluslararası Adli Yardımla ş ma Birimi tüm aramaların sonuçsuz kaldı ğ ını ve aranan ki ş ileri n ikâmet adresleri ile ilgili hiçbir bilgiye ula ş ılama dı ğ ını Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü’ne bildirmi ş tir. Ba ş vuran, o ğ lunu bulmak için ara ş tırmalar yapmak üzere ikinci kez İ sviçre’ye gitmi ş tir. Ba ş vuran, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’na gönderdi ğ i 24 Ş ubat 2004 tarihli yazıda, Olten-Seon’da (İ sviçre) bir bar i ş leten A.D. isimli bir ki ş inin kendisine, eski karısının hizmetçi olarak çal ı ş tı ğ ını ve o ğ lunun ba ş ka bir isimle okula kaydettirildi ğ ini ifade etti ğ ini bildirmi ş tir. Öte yandan ba ş vuran, Bienne’e (İ sviçre) gitmi ş tir. Oradaki « Carrefour » ma ğ azasında çalı ş an iki kasiyer, o ğ lunu foto ğ rafından tanımı ş ve çocu ğ un 13 Ş ubat 2004 tarihinde süpermarkete geld i ğ ini belirtmi ş tir. 2 Mart 2004 tarihinde, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı, ba ş vuranın kendi ara ş tırmaları sonucunda elde etti ğ i tüm bilgileri Federal Adalet Bürosu’na iletmi ş ve yasadı ş ı bir ş ekilde kaçırılan ve alıkonan N.K.A.’nın yerinin tespit edilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını ve derhal geri gönderilmesini istemi ş tir. 28 Mayıs ve 8 Haziran 2004 tarihlerinde, Federal Adalet Bürosu, verilen bilgiler ı ş ı ğ ında A.D.’nin İ sviçre polisi tarafından sorgulandı ğ ını ve kaçakların yerinin tespiti ile ilgili hiçbir sonuç alınamadı ğ ını T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’na bildirmi ş tir. Bir taraftan, aranan ki ş iler Bienne’deki « Carrefour » ma ğ azasında görülmemi ş ve di ğ er taraftan da N.K.A. Bienne’de 4 hiçbir okula gitmemi ş tir. Öte yandan, Grenchen-Solothurn (İ sviçre) bölgesinde ba ş ka hiçbi r « Carrefour » ma ğ azası bulunmamaktadır. 2004 yılı Temmuz ayında, bu kaçakların Vaud kantonunda oldu ğ unu gösteren hiçbir bilgi olmamasına ra ğ men ba ş vuran, çocuk kaçırma eylemi için L ozan bölgesi soru ş turma hakimine suç duyurusunda bulunmu ş tur. 16 Temmuz 2004 tarihli duru ş mada, ba ş vuran eski karısı ve onun erkek karde ş i tarafından Türkiye’deki ebeveynlerini aramak için kullanılan iki cep telefonu numarasına ula ş tı ğ ını belirtmi ş tir. Zaten ba ş vuran, bu ki ş ilerin yerlerinin tespit edilmesi ve yakalanması amacıyla bu iki telefon numarasını adalete teslim etmi ş tir. 22 Temmuz 2004 tarihli faksta, Türkiye Hükümeti, N.T. tarafından kullanılan telefon numaralarını Federal Adalet Bürosu’na bildirmi ş ve La Haye Sözle ş mesi’nin 7. maddesi ger e ğ ince çocu ğ un yerinin tespit edilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını istemi ş tir. Takip eden 26 Temmuz günü, İ sviçre Hükümeti cevap yazısında, sözkonusu numaraların ön ödemeli telefon kartlarına tekâbül etti ğ ini ve bu nedenle kullanıcı kimli ğ inin tespit edilmesinin imkânsız oldu ğ unu bildirmi ş tir. 17 A ğ ustos 2004 tarihli kararında, N.T. ve Y.Ö. hakkında evrakta sahtecilik suçundan açılan ceza davasının halen Türk mahkemeleri önünde görülmekte oldu ğ unu tespit eden Lozan bölgesi soru ş turma hakimi, Vaud kantonunda hiçbir suç i ş lenmed i ğ i gerekçesiyle ba ş vuran ın suç duyurusunu i ş leme koymamı ş tır. Öte yandan hakim, posta ve telekominikasyon yoluyla haber le ş menin denetlenmesine ili ş kin yasa esas alınarak kaçakların yerlerinin tespit edilmesinin mümkün olmadı ğ ını, zira bu yasanın sadece İ sviçre’de açılan bir ceza davası çerçevesinde telefon dinlemelerine izin verdi ğ ini ifade etmi ş tir. 18 A ğ ustos 2004 tarihinde, T.C. Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı, telefon numaraları ile ilgili ara ş tırmala rın ceza konularında uluslararası yardımla ş ma çerçevesinde daha etkili olaca ğ ını T.C. Adalet Bakan lı ğ ı ve T.C. İ çi ş leri Bakanlı ğ ı’na bildirmi ş ve kendilerinden gerekli tüm bilgileri içeren bir uygulama dosyası göndermelerini istemi ş tir. 15 Ekim 2004 tar ihinde, İ sviçre Hüküme ti, ba ş vurana o ğ lunun yerini Bâle’de tespit ettiklerini bildirm i ş tir. O sırada İ sviçre’de bulunan ba ş vuran, bu ş ehirde bir merkezde barındırılan çoc u ğ unun derhal iade edilmesini talep etmi ş tir. 18 Kasım 2004 günü sabah saat 01:00’de ba ş vuran o ğ luyla birlikte Türkiye’ye dönmü ş tür. Ankara’ya v ardı ğ ında, kaçaklar için daha önce çıkarılan kısıtlama emri dolayısıyla baba o ğ ul polis tarafından yakalanmı ş ve Esenbo ğ a havalimanındaki bir polis bürosunda gözaltına alınm ı ş tır. Ba ş vuran, durumu elindeki belgelerle anlatmı ş ve bir hakim ya da savcı önüne çıkarılmasını talep etmi ş tir. Ancak ertesi sabah, saatlerce gözaltında tutulduktan sonra, savcı tarafından dinlenmi ş ve o ğ luyla birlikte serbest bırakılmı ş tır. 5 HUKUK I. A İ HS’N İ N 8. MADDES İ N İ N İ HLAL ED İ LD İĞİ İ DD İ ASI HAKKINDA Birinci ba ş vuran, mevcut davada mahkeme kararlarının derhal uygulanmasını sa ğ lamak için gerekli önlemleri alma ve La Haye Sözle ş mesi gere ğ ince o ğ lunun Türkiye’deki ola ğ an adresi olan babasının evine geri dönmesine yardımcı olma yükümlülüklerini yerine getirmeyen Türk ve İ sviçre’li makamların pasif kaldıklarından ş ikâyetçi olmaktadır. Birinci ba ş vura n, sözkonusu otoritelerin ihtimam göstermemelerinin, kendisi ve o ğ lu arasında aile ba ğ larının kopmasına neden oldu ğ unu ileri sürmektedir. Ba ş vuranlar, A İ HS’nin 8 ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadır. Ş ikâyetlerin dile getirili ş ş ekli dolayısıyla A İ HM, bu ş ikâyetleri 8. madde açısından inceleyecektir. A. Kabuledilebilirli ğ e ili ş kin Türkiye Hükümeti ba ş vurunun bu bölümünün kabuledilebilirli ğ ine itiraz etmemektedir. İ sviçre Hükümeti itirazını iki bölümde sunmaktadır: 1. İ ç hukuk yollarının tüketilmedi ğ ine dayalı itiraz İ sviçre Hükümeti, A İ HS’nin 8. maddesinin esas yönüyle ihlaline dayalı ş ikâyetin ulusal makamlar önünde bir yargılamaya konu olmadı ğ ını belirterek, iç hukuk yollarının tüketilm edi ğ ini iddia etmektedir. A ş a ğ ıda ula ş tı ğ ı sonucu dikkate alan A İ HM, Hükümetin bu itiraznı incelemeye gerek olmad ı ğ ı kanaatine varmaktadır.

2. Ma ğ dur sıfatının bulunmadı ğ ına dayalı itiraz İ sviçre Hükümeti, ulusal makamlar tarafından gösterilen çabaların ba ş vuranların istedi ğ i sonucu ortaya çıkardı ğ ını hatırlatmakta ve ba ş vuranların aile hayatına saygı gösterilme hakları ihlal edilen bir ma ğ dur gibi de ğ erlendiril emece ğ ini kaydetmektedir. Ba ş vuranlar, bu argümana kar ş ı çıkmaktadır. A İ HM, birinci ba ş vuranın çocu ğ un geri dönmemesinden de ğ il, İ sviçre makamlarının pasif davrandıklarından ve La Haye Sözle ş mesi’ne dayanarak çocu ğ un derhal geri gönderilmesi için verilen mahkeme kararlarının geç infaz edilmesinden ş ikâyetçi oldu ğ unu gözlemlemektedir. Dolayısıyla, Hükümetin bu ön itirazı kabuledilemez. A İ HM, ş ikâyetin A İ HS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmad ı ğ ını ve ayrıca ba ş ka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadı ğ ını tespit etmektedir. Bu itibarla, sözkonusu ş ikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır. 6 B. Esasa ili ş kin

1. Tarafların savla rı

a) Hükümetler

i. Türkiye hükümet i Annesi ve amcası tarafından kaçırılan çocu ğ un aranması için Türk adli makamları ve polis yetkililerinin İ sviçre yetkili makamlarıyla yakın i ş birli ğ i içerisinde çok sayıda ve çe ş itli önlemler aldı ğ ını hatırlatan Türkiye Hükümeti, ba ş vuranların aile ve özel ya ş am haklarını koruma pozitif yükümlülü ğ ünün Türk yetkiller tarafından tam olarak yerine getirildi ğ i kanaatini ta ş ımaktad ır. ii. İ sviçre hükümeti İ sviçre Hükümeti, federal polis, Federal Adalet Bürosu, Bern İ nterpol Milli Merkez Bürosu ve ulusal mahkemelerin çocu ğ un yerini tespit etmek ve en kısa sürede evine geri dönmesini sa ğ lamak üzere Türk yetkililer ve birinci ba ş vuran tarafından verilen tüm bilgileri yakın i ş birli ğ i içerisinde ara ş tırdıklarını hatırlatmaktadır. Bu ba ğ lamda Hükümet, İ sviçre yetkili makamlarının A İ HS’nin 8. maddesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdi ğ ini savunmaktadır. Öte yandan, Federal Adalet Bürosu’nun Türkiye Hükümeti tarafından bildirilen telefon numaralarını dinleme altına almayı reddetmesi ile ilgili olarak Hükümet, İ sviçre adli makamlarının istinabe yoluyla telefon dinleme uygulanmasına hükmetmesi için Türk makamların cezai konularda uluslararası yardımla ş ma mekanizmasını devreye sokmaları gerekt i ğ ini hatırlatmaktadır.

b) Ba ş vuranla r Verilen mahkeme kararlarının infaz edilmesini ve çocu ğ un derhal geri gönderilmesini sa ğ lamada Türk ve İ sviçre makamlarının pasif davrandıklarından ş ikâyetçi olan birinci ba ş vuran, çocu ğ un yerinin tespiti ile ilgili gerekli bilgileri bu makamlara sunmak için elinden gelen tüm inisiyatifi aldı ğ ını belirtmektedir. Birinci ba ş vuran, o ğ lunu bulmak için birçok kez İ sviçre’ye gitti ğ ini kaydetmektedir. Böylece, ba ş vuran kendi çabalarıyla kaçakları gören ve onların kullandıkları telefon numaralarını tespit eden tanıklarla temas kurmu ş tur. Ba ş vuran, özellikle bu cep telefonu numaraları, kaçakların yerinin tespit edilmesi ve yakalanması amacıyla İ sviçre adaletine bildirildi ğ i halde, Lozan soru ş turma hakiminin telefon dinleme uygulamasına izin vermedi ğ inden ş ikâyetçi olmaktadır. Kendi çabalarıyla, Türk ve İ sviçr e makamlarını çocu ğ unun geri dönmesini sa ğ layacak önlemleri almaya te ş vik etmek için elinden geleni yapan ba ş vuran, yetki lilerin, o ğ lu ile aralarındaki aile ba ğ ının kopmasına neden olan, özen eksikli ğ inden ş ikâyetçi olmaktadır.

2. A İ HM’nin de ğ erlendirm esi Öncelikle A İ HM’nin kanaatine göre, velayetin verildi ğ i birinci ba ş vuran ile o ğ lunun birlikte ya ş amaya devam etmeleri, mevcut davada da uygulama alanı bulan A İ HS’nin 8. maddesinin birinci paragrafı anlamında aile hayatının temel bir unsurunu olu ş turmaktadır (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 93). A İ HM, daha önce de müteaddit defalar bir Sözle ş meci Devlet’in yetkili makamlarının çocuk kaçırma vakası kar ş ısında A İ HS’nin 8. maddesi gere ğ i kendilerine dü ş en yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerini belirlemede, yol gösterici rehber ilkeler hazırlama ve geli ş tirm e imkanı bulmu ş tur. 7 A İ HM, içdihadında ortaya çıkan ilkeler ı ş ı ğ ında, A İ HS’nin 8. maddesinin, bir ebeveynin çoc u ğ u ile yeniden birle ş mesini sa ğ layacak önlemlerin alınması hakkı yanında ulusal makamların bu önlemleri alma yükümlülü ğ ünü de kapsadı ğ ını hatırlatmaktadır (Maumousseau ve Washington, ilgili bölüm, prg. 83). Dolayısıyla buradaki belirleyici nokta, ulusal makamların, uygulamadaki mevzuat ya da mahkeme kararlarıyla ebeveyne tanınan velayet, ziyaret ya da birlikte ya ş ama hakkının icrasını kolayla ş tırmak için kendilerinden beklenen bütün makul önlemleri alıp almadı ğ ıdır. Bununla birlikte, ulusal makamların bu ba ğ lamda önlem alma yükümlülü ğ ü mutlak de ğ ildir . Gerekli eylemlerin nitelik ve kapsamı her davanın ko ş ullarına ba ğ lıdır. Özellikle bir ebeveynin çocu ğ u ile yeniden birle ş mesi alanında A İ HS’nin 8. maddesinin Sözle ş mec i Devletler’e yükledi ğ i pozitif yükümlülükler, 20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Hakları Sözle ş mes i ile Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönleri ile ilgili 25 Ekim 1980 tarihli La Haye Sözle ş mesi ı ş ı ğ ında yorumlanmalıdır (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 90). Bu son belgenin giri ş kısmında Sözle ş meci Taraflar, « velayetle ilgili konularda çocu ğ un menfaatlerinin büyük önem ta ş ıdı ğ ı » inancında olduklarını ifade etmekte ve « yasad ı ş ı alıkoyma ya da kaçırmanın zararlı etkilerine kar ş ı, uluslararası düzeyde, çocu ğ u korumak ve çoc u ğ un derhal daimi ikâmet etti ğ i Devlet’e geri dönmesi için gerekli i ş lemleri yapmak, ayrıca ziyaret hakkını sa ğ lamak » konusundaki iradelerini vurgulamaktadır. Sözkonusu sözl e ş menin çocukların derhal dönmesini sa ğ lamak için Devletler tarafından alınacak önlemlerin ayrıntılı olmayan bir listesini kaleme alan

7. maddesi ı ş ı ğ ında de ğ erlendirilen bu hükümler, anla ş malar hukuku ile ilgili Viyana Sözle ş mesi’nin 31. maddesinin 1. paragrafı anlamında, La Haye Sözle ş mesi’nin amaç ve ifadesi olarak görülmelidir (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 91). Bu ba ğ lamda A İ HM, ayrıca bir önlemin yeterlili ğ inin, uygulanma hızı ile ölçüldü ğ ünü not etmektedir. Gerçekten de, velayetin verilmesi ile ilgili davalar, sonunda verilen kararın infazı da dahil, acil bir uygulama gerektirmektedir. Zira, geçen zaman, birlikte ya ş amayan ebeveyn ve çocuklar arasınd aki ili ş kiler için telafisi zor sonuçlar do ğ urabilir (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 92). Mevcut davada, eski karısının ziyaret hakkını kullandıktan sonra birinci ba ş vurana çocu ğ u geri getirmemesi, Türkiye ve İ sviçre’nin taraf oldu ğ u La Haye Sözle ş mesi’nin uygulama alanına girdi ğ i tartı ş ma götürmemektedir. A İ HM, La Haye Sözle ş mesi’nin 3, 7, 12 ve 13. maddelerinin, h erhangi bir Sözle ş meci Devlet sınırları içinde yasadı ş ı olarak alıkonan ya da kaçırılan çocukların derhal geri gönderilmesini sa ğ lamaya yönelik bir dizi önlemler içerdi ğ ini hatırlatmaktadır. Bu maddelere uygun olarak, merkezi otoritelerin kendi aralarında yardımla ş ması ve çocukların derhal dönmelerini sa ğ lamak için ilgili Devletler’in yetkili mercileri arasında i ş birli ğ ini te ş vik etmesi gerekmektedir (bakınız, gerekli de ğ i ş iklikler yapıldıktan sonra, Tapia Gasca ve D., ilgil i bölüm, prg. 103). A İ HM, hem iç hukuk ve hem de uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler ı ş ı ğ ında, birinci ba ş vuranın çocu ğ unu geri alma hakkı ile çocu ğ un babasına kavu ş ma hakkına saygı gösterilmesi için Türk ve İ sviçre makamlarının uygun ve yeterli çabayı sarfedip sarfetmediklerini incelemek durumundadır. 8

i. Türk makamlarının yükümlülükleri ile ilgili olarak A İ HM, öncelikle birinci ba ş vuranın Bursa Mahkemesi İ nfaz Hakimi’ne ba ş vurması ndan hemen bir gün sonra, eski karısının sahte belgeler kullanarak o ğ luyla birlikte Türkiye- Bulgaristan sınırını geçti ğ ini not etmektedir. A İ HM, çocu ğ un yasadı ş ı bir ş ekilde kaçırıldı ğ ı tespit edildi ğ inde, davaya bakan adli makamların, çocu ğ un kaçırıldı ğ ı yıl boyunca yürürlükteki yasalara uygun olarak çe ş itli önlemler aldı ğ ının inkâr edilemeyece ğ i kanaatindedir. Böylelikle, ba ş vuranın sundu ğ u bilgiler ve yaptı ğ ı suç duyurusundan sonra, Edirne Savcılı ğ ı ba ş vuranın eski karısı ve onun erkek karde ş i hakkında sahte pasaport kullanmaktan bir sor u ş turma ba ş latm ı ş tır. Ulusal mahkemeler tarafından çocu ğ un Türkiye Cumhuriyeti sınırları dı ş ına çıkı ş ının yasaklanması ve Türkiye’ye muhtemel dönü ş ü durumunda uygun kontrol önlemlerinin alınması amacıyla kararlar alınmı ş tır. İ stanbul A ğ ır Ceza Mahkemesi Savcısı sahtecilik yapmak ve sahte evrak kullanmak suçlarından N.T. ve erkek karde ş i Y.Ö. hakkında cezai takibat ba ş latm ı ş tır. Ceza davası sırasında, N.T. ve Y.Ö. hakkında ulusal tutuklama emri ile birlikte aranmaları için bir kırmızı bülten çıkarılmı ş tır. Öte yandan, ilgili ş ahıslarla ilgili tüm bilgiler toplandıktan sonra, Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü, İ nterpol üyesi tüm ülkelerde sarı ve kırmızı bülten yayımlamı ş tır. Bu arada, ilgili ş ahısların İ sviçre’de yerlerinin tespit edildi ğ i bilgisinin alınması üzerine, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı Merkez Te ş kilatı çocu ğ un geri getirilmesinin sa ğ lanması için gerekli tüm önlemlerin alınması amacıyla derhal Federal Adalet Bürosu’na ba ş vurm u ş tur. A İ HM, ulusal mahkemeler önünde görülen yargılamalar sonunda elde edilen tüm bilgileri sistematik ve ş effaf bir biçimde Federal Adalet Bürosu’na ileten Türkiye Hükümetinin kaçakların bulunmasını ve çocu ğ un Türkiye’ye geri dönmesini sa ğ lamak amacıyla İ sviçre yetkili makamlarıyla yakın i ş birli ğ i içerisinde hareket etti ğ ini gözlemleme ktedir. ii. İ sviçre makamlarının yükümlülükleri ile ilgili olarak A İ HM, mevcut davada, birinci ba ş vuranın o ğ lunun İ sviçre’ye gö türüldü ğ üne ve annesi tarafından yasadı ş ı bir ş ekilde alıkondu ğ una hiç kimsenin itiraz etmedi ğ ini kaydetme ktedir. A İ HM, Türkiye Hükümetinin talebini aldıktan sonra, Federal Adalet Bürosu’nun derhal ilgili ş ahısların yerinin tespit edilmesi amacıyla arama ba ş lattı ğ ını ve çocu ğ un Türkiye’ye geri dönmesi için alınan mahkeme kararlarını uyguladı ğ ını gözlemlemektedir. Türk makamlarının ve birinci ba ş vuranın verdi ğ i bilgiler do ğ rultusunda federal polis, belirtilen tanıkları sorgul amı ş, kaçakların görüldü ğ ü okul ve konutlarda aramalar yapmı ş tır. A İ HM, öte yandan, Jura kanton polisinin, çocuk kaçırma suçundan ikinci ba ş vuranın annesi ve amcası hakkında yakalama emri çıkardı ğ ını not etmektedir. Bununla birlikte, Lozan Mahkemesi Soru ş turm a Hakimi, Vaud bölgesi sınırlarında bir suç i ş lenmed i ğ i gerekçesiyle birinci ba ş vuranın suç duyurusunu reddetmi ş tir. Di ğ er taraftan, posta ve telekomünikasyon yoluyla haberle ş meleri n denetlenmesine ili ş kin federal yasa temelinde kaçakların yerinin tespit edilmesi konusunda İ sviçre makamları, bir ceza davasında özellikle telefon dinlemesi gibi kabuledilebilir zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını gerektiren istinabe yolunun hayata geçirilmesi için Türk makamlarının ceza konularında uluslararası yardımla ş ma mekanizmasını devreye sokmaları gerekt i ğ ini bildirmi ş tir. Bu ba ğ lamda, T.C. Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı, Federal Adalet Bürosu’na ceza konularında uluslararası yardımla ş ma talebinde bulunmak üzere T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’nı n gerekli bilgileri içeren bir dosya hazırlamasını istemi ş tir. 9 Son olarak, Türkiye Hükümetinin Federal Adalet Bürosu’na ba ş vurusu üzerinden bir yıl dört ay geçtikten sonra, İ sviçre yetkili makamları, annesi ve amcasıyla yasadı ş ı bir ş ekilde gizlice ya ş ayan çocu ğ un yerini tespit etmi ş ve onu bir çocuk barına ğ ına yerle ş tirmi ş tir. iii. Sonuç Yukarıdaki bilgiler ı ş ı ğ ında A İ HM, Türkiye ve İ sviçre’nin adli, diplomatik ve polis düzeyindeki giri ş imlerinin birinci ba ş vuranın arzuladı ğ ı ş ekilde yürümemesi ve ilgili ş ahısı n daha kısa sürede istenen sonucu elde edememesinin, sözkonusu makamların pasif kaldıkları anlamına gelmeyece ğ ini kaydetme ktedir. Mevcut davada A İ HM, İ sviçre ve Türk makamlarının çocu ğ un velayet hakkını elinde bulunduran ebeveyne geri verilmesi için gerekli her ş eyi yaptıklarını ve birçok soru ş turm a gerçe kle ş tirdiklerini tespit etmektedir. A İ HM’nin kanaatine göre, sadece birinci ba ş vuranı n, özellikle ulusal makamların telefon dinleme gibi ba ş ka i ş lemler yapmasını ya da farklı izlerin pe ş inden gitmesini ba ş aramaması, soru ş turmanın yetersiz oldu ğ unu göstermez (bakınız, gerekli de ğ i ş iklikler yapıldıktan sonra, Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 108). Yukarıdaki bilgiler ı ş ı ğ ında A İ HM, çocu ğ un kaçırılması ile Türkiye’ye geri dönü ş ü arasında belli bir süre geçmesine ra ğ men, Türk ve İ sviçre yetkili makamlarının iç hukukları ile uluslararası sözle ş melerin gerektirdi ğ i tüm adımları atarak, ba ş vuranlar tarafından arzulanan sonuca ula ş tıkları ve ihtilaflı olaydan kaynaklanan pozitif yükümlülüklerini yerine getirdikleri sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla, A İ HS’nin 8. maddesi ihlal edilmemi ş tir. II. TÜRK İ YE İ LE İ LG İ L İ OLARAK A İ HS’N İ N 5. MADDES İ N İ N 1. PARAGRAFININ İ HLAL ED İ LD İĞİ İ DD İ ASI HAKKINDA Ba ş vuranlar, yasal dayana ğ ı olmaksızın Ankara Esenbo ğ a havalimanında bir gece gözaltında tutulmalarının, A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafının ihlalini olu ş turan bir özgürlükten mahsun bırakılmaya tekâbül etti ğ ini savunmaktadır. A. Kabuledilebilirli ğ e ili ş kin Türkiye Hükümeti, ba ş vurunun bu bölümünün kabuledilebilirli ğ i ile ilgili herhangi bir itiraz dile getirmemektedir. A İ HM, bu ş ikâyetin A İ HS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadı ğ ını ve ba ş ka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadı ğ ını tespit etmektedir. Dolayısıyla, sözkonusu ş ikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır. B. Esasa ili ş kin Hükümet, çocu ğ un kaçırılmasından sonra, ulusal makamların, çocuk için yurtdı ş ına çıkı ş yasa ğ ı konması ve tüm İ nterpol üyesi ülkelerde yayımlanmak üzere sarı bülten çıkarılması gibi çocu ğ un aranmasını mümkün kılan birçok güvenlik önlemi aldı ğ ını hatırlatmaktadır. Bu ba ğ lamda Hükümet, ikinci ba ş vuranın kaçırılmasının, sınır polisinin gümrüklerde daha sıkı bir kimlik kontrolü yapmasını gerektirdi ğ ini kaydetmektedir. Hükümet, ba ş vuranlar hakkında çıkarılan bir yakalama emri sunmamakta ve ihtilaflı gözaltı ile ilgili bir yasa hükmü dile 10 getirmemektedir. Öte yandan Hükümet, ba ş vuranların Çubuk (Ankara) Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlendikten hemen sonra serbest bırakıldı ğ ını belirtmektedir. Ba ş vuranlar, bu argümanlara itiraz etmektedir. Çocu ğ unun velayetini elinde bulunduran ve eski karısı ile onun erkek karde ş i hakkında yakalama emri çıkmasıyla sonuçlanan adli gir i ş imleri gerçekle ş tiren ki ş i olarak birinci ba ş vuran, sınır polisinin ihtimamlı bir kontrol yapma dı ğ ından ve küçük ya ş taki o ğ lu ile birlikte kendisini keyfi olarak bir gece gözaltında tuttuklarından ş ikâyetçi olma ktadır. A İ HM, mevcut durumda ba ş vuranların « kimlik kontrolü » sırasında yakalandı ğ ına ve gözaltına alındı ğ ına kimsenin itirazı olmadı ğ ını not etmektedir. A İ HM, polisin ba ş vuranların kimliklerini kontrol etme giri ş imi ve hangi saatte Cumhuriyet savcısı önüne çıkarıldıkları ile ilgili Hükümetin somut bir bilgi vermedi ğ ini tespit etmektedir. Mevcut davada cevap bulunması gereken soru, ba ş vuranların 18 Kasım sabahı saat 01:00’den belirtilmeyen bir saate kadar özgürlükten mahrum bırakılmalarının, A İ HS’nin 5. maddesinin

1. paragrafı kapsamında « yasal yollara uygun » olup olmadı ğ ıdır. A İ HM, öncelikle A İ HS’nin 5. madd esinin özgürlük ve güvenlik temel hakkını teminat altına aldı ğ ını hatırlatmaktadır Bu hak, A İ HS anlamında « demokratik bir toplumda » çok büyük bir önem ta ş ımaktadır (Fransa aleyhine Zervudacki davası, n o 73947/01, prg. 40, 27 Temmuz 2006). A İ HS’nin 5. maddenin 1. paragrafında yer alan « yasada belirlenen yollara uygun » ifadesinde, aslında ulusal yasaların esas ve usul normlarına uyma zorunlulu ğ u kastedilmektedir. Her ne kadar iç hukuku yorumlamak ve uygulamak öncelikli olarak ulusal makamların ve özellikle mahkemelerin görevi olsa da, sözkonusu makamlar bu yorum ve uygulamaları A İ HS’nin ihlaline mahal vermeyecek ş ekilde yapmadıkları zaman durum farklı bir boyut kazanmaktadır. Özellikle, A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafının söz konusu old u ğ u davalarda böyle bir durum kar ş ımıza çıktı ğ ından A İ HM, bu tür davalarda iç hukuka uyulup uyulmadı ğ ını ara ş tırmak için bazı denetlemeler yapmak zorundadır (Polonya aleyhine Baranowski davası, n o 28358/95, prg. 50, CEDH 2000-III). Özellikle, özgürlükten mahrum bırakılma alanında iç hukukun gözaltı ko ş ullarını açıkça belirlemesi ve yasanın uygulamada öngörülebilir olması büyük önem ta ş ımaktadır (Zervud acki, ilgili bölüm, prg. 43). Mevcut davada, her ne kadar ulusal mahkemeler (polisin, velayet hakkı olan ebeveyne çoc u ğ un geri verilmesi yönünde çalı ş ması suretiyle) yasadı ş ı bir ş ekilde kaçırılan ve alıkonan çoc u ğ un aranması ve korunmasını öngören kararlar verse de, A İ HM, çocu ğ un annesi ve dayısı hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin, kimlik bilgileri ve velayet ile ilgili tüm belgeleri hemen gösteren ba ş vuranların, kimlik kontrolü kapsamında ha valimanında saatlerce gözaltında tutulması için A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafına uygun yasal bir temel olu ş turamay aca ğ ını tespit etmektedir. Öte yandan, Savunmacı Hükümet ihtilaflı gözaltının 5. maddenin 1. paragrafındaki cümlelerden herhangi birine uydu ğ unu kanıtlamamı ş tır. Buradan hareketle, yukarıdaki bilgileri dikkate alan A İ HM, ba ş vuranların özgürlükten mahrum bırakılmalarının iç hukukta yasal temeli bulunmadı ğ ı kanaatine varmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye ile ilgili olarak A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmi ş tir. 11 III. A İ HS’N İ N 41. MADDES İ N İ N UYGULANMASI HAKKINDA A. Tazminat Ba ş vuranlar, maddi tazminat ba ş lı ğ ı altında 250.000 Euro ve u ğ radıkları manevi zarar kar ş ılı ğ ında ise 300.000 Euro talep etmektedir. Türkiye ve İ sviçre Hükümetleri bu taleplere itiraz etmektedir. A İ HM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında bir illiyet ba ğ ı görememekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna kar ş ın A İ HM, Türkiye ile ilgili olarak A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı kapsamında bir ihlalin tespit edilmesi dolayısıyla, ba ş vuranların inkâr edilemez biçimde bir manevi zarar gördükleri kanaatine varmaktadır. A İ HM, A İ HS’nin 41. Maddesi uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, u ğ radıkları manevi zarar kar ş ılı ğ ında ba ş vuranlara ortakla ş a olarak 9 000 Euro ödenmesinin uygun olaca ğ ına hükmetmektedir. B. Yargılama masraf ve giderleri Ba ş vuranlar, ayrıca ulusal mahkemeler ve A İ HM önünde görülen yargılama masraf ve giderleri için 250.000 Euro talep etmektedir. Ba ş vuranlar, sadece çocu ğ un Türkiye’ye geri dön ü ş ü çerçevesinde İ sviçre’de gerçekle ş tirilen i ş lemlerle ilgili 5 .970 İ sviçre Frangı (yak la ş ık 3.900 Euro) tutarında bir avukat ücreti makbuzu sunmaktadır. Türkiye Hükümeti, bu talepleri dayanaksız ve a ş ırı bulmaktadır. İ sviçre Hükümeti de bu taleplere itiraz etmekte ve A İ HM’nin yerle ş ik içtihadına göre, yargılama masraf ve giderleri ile ilgili taleplerin ancak tespit edilen ihlal ile ba ğ lantılı olması durumunda kabul edildi ğ ini belirtmektedir. A İ HM, yalnızca gerçekli ğ i ve gereklili ğ i ispat edilmi ş makul tutardaki yargılama masraf ve giderlerinin ödenebilece ğ ini hatırlatmaktadır (İ talya aleyhine Bottazzi davası [GC], n o 34884/97, prg. 30, CEDH 1999-V, ve İ sviçre aleyhine Linnekogel davası, n o 43874/ 98, prg. 49, 1 Mart 2005). Mevcut davada A İ HM, yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi için, ba ş vuranların Türk yetkililer tarafından keyfi olarak bir gece gözaltında tutulmaları nedeniyle A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı alanında sadece bir ihlalin tespit edildi ğ inin dikkate alınması gerekt i ğ i kanaatindedir. A İ HM, çocu ğ un Türkiye’ye geri dönü ş ü çerçevesinde İ sviçre’de gerçekle ş tirilen i ş lemler le u ğ ra ş an avukata verilen ücrete tekâbül eden 5.970 İ sviçre Frangı tutarındaki talebin, ihlal tespitiyle sonuçlanmayan bir ş ikâyet ile ilgili oldu ğ unu gözlemlemektedir. Bu nedenle, İ sviçr e Hükümetinin bu ba ş lık altında bir ödeme yapması gerekmemektedir (bakınız, gerek li de ğ i ş iklikler yapıldıktan sonra, İ sveç aleyhine Olsson davası (no 2), 27 Kasım 1992, prg. 113, seri A no 250). Son olarak A İ HM, Türkiye Hüküm etinin, ba ş vuranların taleplerini yeteri kad ar kanıtlamadı ğ ı yönündeki dü ş üncesine tamamıyla katılmaktadır. 12 Yukarıdaki kriterleri ve herhangi bir ödeme belgesinin bulunmadı ğ ını dikkate alan A İ HM, ba ş vuranların yargılama masraf ve giderleri ile ilgili talebini reddetmektedir. C. Gecikme faizi A İ HM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artı ş eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, A İ HM,

1. Oybirli ğ iyle, ba ş vurunun kabuledilebilir old u ğ una;

2. Oybirli ğ iyle, Türk makamları açısından A İ HS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildi ğ ine;

3. Oybirli ğ iyle, A İ HS’nin 8. maddesinin ihlal edilmedi ğ ine; 4. İ kiye kar ş ı be ş oyla,

a) A İ HS’nin 44/2 madde si gere ğ ince kararın k esinle ş ti ğ i tarihten itibaren üç ay içi nde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından ba ş vuranlara ortakla ş a olarak her türlü vergiden muaf tutularak 9.000 Euro (dokuz bin Euro) manevi tazminat ödenme sine;

b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdi ğ i tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu mebla ğ lara, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artı ş eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanm asına;

5. Oybirli ğ iyle, adil tatmine ili ş kin di ğ er tüm taleplerin reddi ne; KARAR VERM İŞ T İ R. İş bu karar Fransızca olarak hazırlanmı ş ve A İ HM’nin iç tüzü ğ ünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 17 Mayıs 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmi ş tir. Mevcut karar ekinde A İ HS’nin 45/2 ve İ çtüzü ğ ün 74/2 maddesi uyarınca Yargıç Jociene ve Sajo’nun kısmi ayrı oy görü ş ü yer almaktadır. 13

Volltext (verifizierbarer Originaltext)

CONSEIL AVRUP A DE L’EUROPE KONSEY İ AVRUPA İ NSAN HAKLARI MAHKEMES İ İ K İ NC İ DA İ RE KÜÇÜK – TÜRK İ YE ve İ SV İ ÇRE DAVASI (Ba ş vuru no:33362/04) KARARIN ÖZET ÇEV İ R İ S İ STRAZBU RG 17 Mayıs 2011 İş bu karar A İ HS’nin 44/2 maddesinde belirtilen ko ş ullar çerçevesinde kesinle ş ecektir. Ş ekli düzeltmelere tabi olabilir. _____________________________________________________________ _____________________________ © T.C. Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı, 2011. Bu gayrıresmi özet çeviri Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı Avrupa Konseyi ve İ nsan Haklan Genel Müdür Yardımcılı ğ ı tarafından yapılmı ş olup, Mahkeme'yi ba ğ lamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmi ş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ş ulu ile Dı ş i ş leri Bakan lı ğ ı Avrupa Konseyi ve İ nsan Hakları Genel Müdür Yardımcılı ğ ı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir. USU L Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve İ sviçre Konfedarasyonu aleyhine açılan (33362/04) no’lu davanın nedeni, T.C. vatanda ş ları Murat Küçük ve Nevzat Abdullah Küçük’ün (ba ş vuranla r) Avrupa İ nsan Hakları Mahkemesi’ne 23 A ğ ustos 2004 tarihinde İ nsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ili ş kin Sözle ş me’nin (Avrupa İ nsan Hakları Sözle ş mesi - A İ HS)

34. maddesi uyarınca yapmı ş oldukları ba ş vurud ur. Ba ş vuranlar A İ HM önünde Ankara Barosu avukatlarından U ğ ur Akyazan tarafından temsil edilmekte dir. OLAYLA R I. DAVANIN KO Ş ULLARI Türk vatanda ş ı olan birinci ba ş vuran Murat Küçük, 1972 do ğ umlu olup, Ankara’da ikâmet etmektedir. Murat Küçük hem kendi adına ve hem de 8 Temmuz 1997 do ğ umlu Türk vatan da ş ı o ğ lu Nevzat Abdullah Küçük (« N.A.K.») adına ba ş vuru yapmaktadır. Ba ş vuran ile Nurgül Tonoz’un (« N.T.») bo ş anmaları 18 Temmuz 2001 tarihli mahkeme kararıyla ilan edilmi ş ve çocu ğ un velayeti yalnızca babaya verilmi ş tir. Bu karar, Yargıtay’ın 2002 yılında onamasıyla kesinle ş mi ş tir. 1 Temmuz 2002 tarihinde, N.T. ziyaret hakkını kullanmı ş ve erkek karde ş i Yakup Özkan’ ın (« Y.Ö. ») refakatinde çocu ğ u alarak bir ay için gitmi ş tir. 31 Temmuz 2002 tarihinde, ziyaret hakkı dönemi sona erdikten sonra, N.T. çocu ğ u babasına teslim etmemi ş tir. 2 A ğ ustos 2002 tarihinde, ba ş vuran o ğ lunun eve dönmesi için bir yol bulunması amacıyla Bursa Mahkemesi İ nfaz Hakimine ba ş vurm u ş tur. N.T. ve o ğ lu adres bırakmadan gittikleri için dava dü ş mü ş tür. O ğ lu ve annesinin sahte belgeler kullanarak 3 A ğ ustos 2002 tarihinde Türkiye-Bulgaristan sınırından geçti ğ ini ö ğ renen ba ş vuran, Edirne Savcılı ğ ına suç duyurusunda bulunmu ş tur. Savcılık, sahte pasaport kullanımı için bir soru ş turma ba ş latm ı ş tır. Velayetin yalnızca kendisinde oldu ğ unu savunan ba ş vuran, ayrıca Ankara Mahkemesi İ nfaz Hakimi önünde o ğ lunun Türkiye’ye geri dönmesi halinde sınır polisinin dikkatli olmasının sa ğ lanmasını talep etmi ş tir. 16 A ğ ustos 2002 tarihinde, hakim velayet ve ziyaret haklarını belirleyen mahkeme kararına uygun olarak çocu ğ u teslim etmedikleri gerekçesiyle N.A.K. ve N.T. için yurtdı ş ına çıkma yasa ğ ı konmasına hükmetmi ş tir. Öte yandan hakim, sınır p olisine de çocu ğ un Türkiye’y e geri dönmesi halinde uygun kontrol önlemlerini almalarını emretmi ş tir. 2 5 Eylül 2002 tarihinde, ba ş vuran, çocuk kaçırmak, sahte kimlik belgesinde adını kullanmak ve bu sahte belge ile noter senedi ve di ğ er olası senetleri düzenlemekten N.T. ve erkek karde ş i Y.Ö. hakkında suç duyurusunda bulunmu ş tur. 15 Kasım 2002 tarihinde, İ stanbul Sulh Mahkemesi N.T. hakkında ulusal düzeyde bir tutuklama emri çıkarmı ş tır. 21 Kasım 2002 tarihli iddianamede, İ stanbul A ğ ır Ceza Mahkemesi Savcısı sahte evrak düzenlemek ve kullanmak suçlamasıyla N.T. ve erkek karde ş i Y.Ö. hakkında ceza kov u ş turması ba ş latm ı ş tır . 19 Aralık 2002 tarihinde, Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü, İ nterpol üyesi ülkelere da ğ ıtılmak üzere N.A.K., N.T. ve Y.Ö. hakkında sarı bülten düzenle mi ş tir. 8 Ocak 2003 tarihinde, La Haye Sözle ş mesi’nin uygulanmasından sorumlu merkezi otorite olarak Fransa Adalet Bakanlı ğ ı, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı Uluslararası Hukuk ve Dı ş İ li ş kile r Genel Müdürlü ğ ü’ne N.A.K.’nın 9 Aralık 2002 tarihinde N.T. ve Y.Ö.’nün refakatinde Sangette Kızıl-Haç Merkezi’ni terketti ğ ini bildirmi ş tir. Fransa’ya siyasi sı ğ ınma talebinde bulunan her iki yeti ş kin, İ ndre’de bulunan Châteauroux sı ğ ınma merkezine götürülmü ş tür. 30 Ocak 2003 tarihinde, Châteauroux Asliye Hukuk Mahkemesi, La Haye Sözle ş mesi’n in uluslararası çocuk kaçırmanın hukuki yönüyle ilgili 12. maddesi gere ğ ince, N.K.A.’nın derhal Türkiye’deki ola ğ an adresi olan babasının evine dönmesini emretmi ş tir. Châteauroux icra memuru tarafından düzenlenen 22 Ş ubat 2003 tarihli « sonuçsuz aramalar tuta na ğ ına » göre, N.T. ve N.A.K. bilinen en son adreslerinde bulunamamı ş tır. 12 Haziran 2003 tarihinde, İ stanbul A ğ ır Ceza Mahkemesi N.T. ve Y.Ö. hakkında kırmızı bülten çıkarılmasını emretmi ş tir. 25 Haziran 2003 tarihinde, Türkiye Hükümeti, adli yardımla ş manın çe ş itli alanlarında yabancı yetkililerle i ş birli ğ inden sorumlu merkezi otorite olan Bern (İ sviçre) Federal Adalet Bürosu’na N.T. ve N.A.K.’nın İ sviçre’ye girdi ğ ini ve Bern’deki bir mülteci merkezinde bulunduklarını bildirmi ş ve çocu ğ un derhal geri gönderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını istemi ş tir. 1 Temmuz 2003 tarihinde, Türkiye Hükümeti’nin yazılı talebini alan Federal Adalet Bürosu, bu talebin LK 150 sayı ile kaydedildi ğ ini bildirmi ş tir. 19 A ğ ustos 2003 tarihinde, ba ş vuranın avukatı, N.T. ve N.A.K.’nın İ sviçre’den geçi ş leri ve yerlerinin tespiti konusunda Federal Adalet Bürosu’nun uluslararası çocuk kaçırma alanındaki merkezi otoritesine ba ş vurm u ş tur. 19 Eylül 2003 tarihli yazıda İ sviçre Hükümeti, ilgili ş ahısların İ sviçre’ye 24 Ocak 2003 tarihinde giri ş yaptıklarını ve 27 Ş ubat 2003 tarihinde kayıtlara « kayıp » olarak i ş lend i ğ ini Türkiye Hükümeti’ne bildirmi ş tir. İ sviçre Hükümeti ayrıca, İ sviçre’deki geçici oturma izni bitti ğ inde N.T.’nin Fransa’ya geri dönmesi için uyarıldı ğ ını belirtmi ş tir. İ sviçre makamları, Türk makamlarından, Fransa’ya geri dönme emrinin Fransa’daki yerel makama gönderilmesini istemi ş tir. 3 24 Eylül 2003 tarihinde, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı bu son yazı hakkında ba ş vura nı bilgilend irmi ş tir. Belirtilmeyen bir tarihte, ilgili ş ahıs kendis i ara ş tıma yapmak üzere İ sviçre’ye gitmi ş tir. O ğ lu, N.T. ve Y.Ö’nün Porrentruy kampında görüldü ğ üne dair tanık ifadeleri topladıktan ve Y.Ö.’nün mülteci statüsü talebinin İ sviçre’de halen soru ş turma altında oldu ğ unu ö ğ rendikt en sonra ba ş vuran, Delémont (İ sviçre) polisine suç duyurusunda bulunmu ş tur. Ertesi gün polisten aldı ğ ı cevapta ba ş vurana Y.Ö.’nün hiçbir zaman Porrentruy’de görülmedi ğ i bilgisi veril mi ş tir. 29 Ekim 2003 tarihinde, Federal Adalet Bürosu, yabancıların oturma ve yerle ş mesi ile ilgili federal yasaları çi ğ nedi ğ i gerekçesiyle N.T.’nin, polis bilgisayarlı arama sistemi RIPOL’ün listesinde yer aldı ğ ını T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’na bildirmi ş tir. 30 Ekim 2003 tarihinde, ba ş vuran, çocuk kaçırdıkları için N.T. ve Y. Ö. hakkında Jura kanton polisine suç duyurusunda bulunmu ş tur. Aynı gün, kanton polisi isnad edilen suç için ilgili ş ahıslar hakkında bir yakalama emri çıkarmı ş tır. 20 ve 24 Kasım 2003 tarihlerinde, İ nterpol Genel Sekreterli ğ i, N.K.A.’nın bulundu ğ u yerin tespiti için bir sarı bülten ve N.T. ile Y.Ö.’nün i ş ledi ğ i evrakta sahtecilik suçu için bir kırmızı bülten yayımlamı ş tır. Aynı gün, ba ş vuran aranan ki ş ilerle ilgili elindeki tüm bilgileri (pasapor t numarası, telefon ve banka hesabı numaraları) Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü’n e verm i ş tir. 22 Ocak 2004 tarihinde, kırmızı bültenin yayımlanmasından sonra, Federal Adalet Bürosu Uluslararası Adli Yardımla ş ma Birimi tüm aramaların sonuçsuz kaldı ğ ını ve aranan ki ş ileri n ikâmet adresleri ile ilgili hiçbir bilgiye ula ş ılama dı ğ ını Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü’ne bildirmi ş tir. Ba ş vuran, o ğ lunu bulmak için ara ş tırmalar yapmak üzere ikinci kez İ sviçre’ye gitmi ş tir. Ba ş vuran, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’na gönderdi ğ i 24 Ş ubat 2004 tarihli yazıda, Olten-Seon’da (İ sviçre) bir bar i ş leten A.D. isimli bir ki ş inin kendisine, eski karısının hizmetçi olarak çal ı ş tı ğ ını ve o ğ lunun ba ş ka bir isimle okula kaydettirildi ğ ini ifade etti ğ ini bildirmi ş tir. Öte yandan ba ş vuran, Bienne’e (İ sviçre) gitmi ş tir. Oradaki « Carrefour » ma ğ azasında çalı ş an iki kasiyer, o ğ lunu foto ğ rafından tanımı ş ve çocu ğ un 13 Ş ubat 2004 tarihinde süpermarkete geld i ğ ini belirtmi ş tir. 2 Mart 2004 tarihinde, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı, ba ş vuranın kendi ara ş tırmaları sonucunda elde etti ğ i tüm bilgileri Federal Adalet Bürosu’na iletmi ş ve yasadı ş ı bir ş ekilde kaçırılan ve alıkonan N.K.A.’nın yerinin tespit edilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını ve derhal geri gönderilmesini istemi ş tir. 28 Mayıs ve 8 Haziran 2004 tarihlerinde, Federal Adalet Bürosu, verilen bilgiler ı ş ı ğ ında A.D.’nin İ sviçre polisi tarafından sorgulandı ğ ını ve kaçakların yerinin tespiti ile ilgili hiçbir sonuç alınamadı ğ ını T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’na bildirmi ş tir. Bir taraftan, aranan ki ş iler Bienne’deki « Carrefour » ma ğ azasında görülmemi ş ve di ğ er taraftan da N.K.A. Bienne’de 4 hiçbir okula gitmemi ş tir. Öte yandan, Grenchen-Solothurn (İ sviçre) bölgesinde ba ş ka hiçbi r « Carrefour » ma ğ azası bulunmamaktadır. 2004 yılı Temmuz ayında, bu kaçakların Vaud kantonunda oldu ğ unu gösteren hiçbir bilgi olmamasına ra ğ men ba ş vuran, çocuk kaçırma eylemi için L ozan bölgesi soru ş turma hakimine suç duyurusunda bulunmu ş tur. 16 Temmuz 2004 tarihli duru ş mada, ba ş vuran eski karısı ve onun erkek karde ş i tarafından Türkiye’deki ebeveynlerini aramak için kullanılan iki cep telefonu numarasına ula ş tı ğ ını belirtmi ş tir. Zaten ba ş vuran, bu ki ş ilerin yerlerinin tespit edilmesi ve yakalanması amacıyla bu iki telefon numarasını adalete teslim etmi ş tir. 22 Temmuz 2004 tarihli faksta, Türkiye Hükümeti, N.T. tarafından kullanılan telefon numaralarını Federal Adalet Bürosu’na bildirmi ş ve La Haye Sözle ş mesi’nin 7. maddesi ger e ğ ince çocu ğ un yerinin tespit edilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını istemi ş tir. Takip eden 26 Temmuz günü, İ sviçre Hükümeti cevap yazısında, sözkonusu numaraların ön ödemeli telefon kartlarına tekâbül etti ğ ini ve bu nedenle kullanıcı kimli ğ inin tespit edilmesinin imkânsız oldu ğ unu bildirmi ş tir. 17 A ğ ustos 2004 tarihli kararında, N.T. ve Y.Ö. hakkında evrakta sahtecilik suçundan açılan ceza davasının halen Türk mahkemeleri önünde görülmekte oldu ğ unu tespit eden Lozan bölgesi soru ş turma hakimi, Vaud kantonunda hiçbir suç i ş lenmed i ğ i gerekçesiyle ba ş vuran ın suç duyurusunu i ş leme koymamı ş tır. Öte yandan hakim, posta ve telekominikasyon yoluyla haber le ş menin denetlenmesine ili ş kin yasa esas alınarak kaçakların yerlerinin tespit edilmesinin mümkün olmadı ğ ını, zira bu yasanın sadece İ sviçre’de açılan bir ceza davası çerçevesinde telefon dinlemelerine izin verdi ğ ini ifade etmi ş tir. 18 A ğ ustos 2004 tarihinde, T.C. Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı, telefon numaraları ile ilgili ara ş tırmala rın ceza konularında uluslararası yardımla ş ma çerçevesinde daha etkili olaca ğ ını T.C. Adalet Bakan lı ğ ı ve T.C. İ çi ş leri Bakanlı ğ ı’na bildirmi ş ve kendilerinden gerekli tüm bilgileri içeren bir uygulama dosyası göndermelerini istemi ş tir. 15 Ekim 2004 tar ihinde, İ sviçre Hüküme ti, ba ş vurana o ğ lunun yerini Bâle’de tespit ettiklerini bildirm i ş tir. O sırada İ sviçre’de bulunan ba ş vuran, bu ş ehirde bir merkezde barındırılan çoc u ğ unun derhal iade edilmesini talep etmi ş tir. 18 Kasım 2004 günü sabah saat 01:00’de ba ş vuran o ğ luyla birlikte Türkiye’ye dönmü ş tür. Ankara’ya v ardı ğ ında, kaçaklar için daha önce çıkarılan kısıtlama emri dolayısıyla baba o ğ ul polis tarafından yakalanmı ş ve Esenbo ğ a havalimanındaki bir polis bürosunda gözaltına alınm ı ş tır. Ba ş vuran, durumu elindeki belgelerle anlatmı ş ve bir hakim ya da savcı önüne çıkarılmasını talep etmi ş tir. Ancak ertesi sabah, saatlerce gözaltında tutulduktan sonra, savcı tarafından dinlenmi ş ve o ğ luyla birlikte serbest bırakılmı ş tır. 5 HUKUK I. A İ HS’N İ N 8. MADDES İ N İ N İ HLAL ED İ LD İĞİ İ DD İ ASI HAKKINDA Birinci ba ş vuran, mevcut davada mahkeme kararlarının derhal uygulanmasını sa ğ lamak için gerekli önlemleri alma ve La Haye Sözle ş mesi gere ğ ince o ğ lunun Türkiye’deki ola ğ an adresi olan babasının evine geri dönmesine yardımcı olma yükümlülüklerini yerine getirmeyen Türk ve İ sviçre’li makamların pasif kaldıklarından ş ikâyetçi olmaktadır. Birinci ba ş vura n, sözkonusu otoritelerin ihtimam göstermemelerinin, kendisi ve o ğ lu arasında aile ba ğ larının kopmasına neden oldu ğ unu ileri sürmektedir. Ba ş vuranlar, A İ HS’nin 8 ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadır. Ş ikâyetlerin dile getirili ş ş ekli dolayısıyla A İ HM, bu ş ikâyetleri 8. madde açısından inceleyecektir. A. Kabuledilebilirli ğ e ili ş kin Türkiye Hükümeti ba ş vurunun bu bölümünün kabuledilebilirli ğ ine itiraz etmemektedir. İ sviçre Hükümeti itirazını iki bölümde sunmaktadır: 1. İ ç hukuk yollarının tüketilmedi ğ ine dayalı itiraz İ sviçre Hükümeti, A İ HS’nin 8. maddesinin esas yönüyle ihlaline dayalı ş ikâyetin ulusal makamlar önünde bir yargılamaya konu olmadı ğ ını belirterek, iç hukuk yollarının tüketilm edi ğ ini iddia etmektedir. A ş a ğ ıda ula ş tı ğ ı sonucu dikkate alan A İ HM, Hükümetin bu itiraznı incelemeye gerek olmad ı ğ ı kanaatine varmaktadır.

2. Ma ğ dur sıfatının bulunmadı ğ ına dayalı itiraz İ sviçre Hükümeti, ulusal makamlar tarafından gösterilen çabaların ba ş vuranların istedi ğ i sonucu ortaya çıkardı ğ ını hatırlatmakta ve ba ş vuranların aile hayatına saygı gösterilme hakları ihlal edilen bir ma ğ dur gibi de ğ erlendiril emece ğ ini kaydetmektedir. Ba ş vuranlar, bu argümana kar ş ı çıkmaktadır. A İ HM, birinci ba ş vuranın çocu ğ un geri dönmemesinden de ğ il, İ sviçre makamlarının pasif davrandıklarından ve La Haye Sözle ş mesi’ne dayanarak çocu ğ un derhal geri gönderilmesi için verilen mahkeme kararlarının geç infaz edilmesinden ş ikâyetçi oldu ğ unu gözlemlemektedir. Dolayısıyla, Hükümetin bu ön itirazı kabuledilemez. A İ HM, ş ikâyetin A İ HS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmad ı ğ ını ve ayrıca ba ş ka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadı ğ ını tespit etmektedir. Bu itibarla, sözkonusu ş ikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır. 6 B. Esasa ili ş kin

1. Tarafların savla rı

a) Hükümetler

i. Türkiye hükümet i Annesi ve amcası tarafından kaçırılan çocu ğ un aranması için Türk adli makamları ve polis yetkililerinin İ sviçre yetkili makamlarıyla yakın i ş birli ğ i içerisinde çok sayıda ve çe ş itli önlemler aldı ğ ını hatırlatan Türkiye Hükümeti, ba ş vuranların aile ve özel ya ş am haklarını koruma pozitif yükümlülü ğ ünün Türk yetkiller tarafından tam olarak yerine getirildi ğ i kanaatini ta ş ımaktad ır. ii. İ sviçre hükümeti İ sviçre Hükümeti, federal polis, Federal Adalet Bürosu, Bern İ nterpol Milli Merkez Bürosu ve ulusal mahkemelerin çocu ğ un yerini tespit etmek ve en kısa sürede evine geri dönmesini sa ğ lamak üzere Türk yetkililer ve birinci ba ş vuran tarafından verilen tüm bilgileri yakın i ş birli ğ i içerisinde ara ş tırdıklarını hatırlatmaktadır. Bu ba ğ lamda Hükümet, İ sviçre yetkili makamlarının A İ HS’nin 8. maddesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdi ğ ini savunmaktadır. Öte yandan, Federal Adalet Bürosu’nun Türkiye Hükümeti tarafından bildirilen telefon numaralarını dinleme altına almayı reddetmesi ile ilgili olarak Hükümet, İ sviçre adli makamlarının istinabe yoluyla telefon dinleme uygulanmasına hükmetmesi için Türk makamların cezai konularda uluslararası yardımla ş ma mekanizmasını devreye sokmaları gerekt i ğ ini hatırlatmaktadır.

b) Ba ş vuranla r Verilen mahkeme kararlarının infaz edilmesini ve çocu ğ un derhal geri gönderilmesini sa ğ lamada Türk ve İ sviçre makamlarının pasif davrandıklarından ş ikâyetçi olan birinci ba ş vuran, çocu ğ un yerinin tespiti ile ilgili gerekli bilgileri bu makamlara sunmak için elinden gelen tüm inisiyatifi aldı ğ ını belirtmektedir. Birinci ba ş vuran, o ğ lunu bulmak için birçok kez İ sviçre’ye gitti ğ ini kaydetmektedir. Böylece, ba ş vuran kendi çabalarıyla kaçakları gören ve onların kullandıkları telefon numaralarını tespit eden tanıklarla temas kurmu ş tur. Ba ş vuran, özellikle bu cep telefonu numaraları, kaçakların yerinin tespit edilmesi ve yakalanması amacıyla İ sviçre adaletine bildirildi ğ i halde, Lozan soru ş turma hakiminin telefon dinleme uygulamasına izin vermedi ğ inden ş ikâyetçi olmaktadır. Kendi çabalarıyla, Türk ve İ sviçr e makamlarını çocu ğ unun geri dönmesini sa ğ layacak önlemleri almaya te ş vik etmek için elinden geleni yapan ba ş vuran, yetki lilerin, o ğ lu ile aralarındaki aile ba ğ ının kopmasına neden olan, özen eksikli ğ inden ş ikâyetçi olmaktadır.

2. A İ HM’nin de ğ erlendirm esi Öncelikle A İ HM’nin kanaatine göre, velayetin verildi ğ i birinci ba ş vuran ile o ğ lunun birlikte ya ş amaya devam etmeleri, mevcut davada da uygulama alanı bulan A İ HS’nin 8. maddesinin birinci paragrafı anlamında aile hayatının temel bir unsurunu olu ş turmaktadır (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 93). A İ HM, daha önce de müteaddit defalar bir Sözle ş meci Devlet’in yetkili makamlarının çocuk kaçırma vakası kar ş ısında A İ HS’nin 8. maddesi gere ğ i kendilerine dü ş en yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerini belirlemede, yol gösterici rehber ilkeler hazırlama ve geli ş tirm e imkanı bulmu ş tur. 7 A İ HM, içdihadında ortaya çıkan ilkeler ı ş ı ğ ında, A İ HS’nin 8. maddesinin, bir ebeveynin çoc u ğ u ile yeniden birle ş mesini sa ğ layacak önlemlerin alınması hakkı yanında ulusal makamların bu önlemleri alma yükümlülü ğ ünü de kapsadı ğ ını hatırlatmaktadır (Maumousseau ve Washington, ilgili bölüm, prg. 83). Dolayısıyla buradaki belirleyici nokta, ulusal makamların, uygulamadaki mevzuat ya da mahkeme kararlarıyla ebeveyne tanınan velayet, ziyaret ya da birlikte ya ş ama hakkının icrasını kolayla ş tırmak için kendilerinden beklenen bütün makul önlemleri alıp almadı ğ ıdır. Bununla birlikte, ulusal makamların bu ba ğ lamda önlem alma yükümlülü ğ ü mutlak de ğ ildir . Gerekli eylemlerin nitelik ve kapsamı her davanın ko ş ullarına ba ğ lıdır. Özellikle bir ebeveynin çocu ğ u ile yeniden birle ş mesi alanında A İ HS’nin 8. maddesinin Sözle ş mec i Devletler’e yükledi ğ i pozitif yükümlülükler, 20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Hakları Sözle ş mes i ile Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönleri ile ilgili 25 Ekim 1980 tarihli La Haye Sözle ş mesi ı ş ı ğ ında yorumlanmalıdır (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 90). Bu son belgenin giri ş kısmında Sözle ş meci Taraflar, « velayetle ilgili konularda çocu ğ un menfaatlerinin büyük önem ta ş ıdı ğ ı » inancında olduklarını ifade etmekte ve « yasad ı ş ı alıkoyma ya da kaçırmanın zararlı etkilerine kar ş ı, uluslararası düzeyde, çocu ğ u korumak ve çoc u ğ un derhal daimi ikâmet etti ğ i Devlet’e geri dönmesi için gerekli i ş lemleri yapmak, ayrıca ziyaret hakkını sa ğ lamak » konusundaki iradelerini vurgulamaktadır. Sözkonusu sözl e ş menin çocukların derhal dönmesini sa ğ lamak için Devletler tarafından alınacak önlemlerin ayrıntılı olmayan bir listesini kaleme alan

7. maddesi ı ş ı ğ ında de ğ erlendirilen bu hükümler, anla ş malar hukuku ile ilgili Viyana Sözle ş mesi’nin 31. maddesinin 1. paragrafı anlamında, La Haye Sözle ş mesi’nin amaç ve ifadesi olarak görülmelidir (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 91). Bu ba ğ lamda A İ HM, ayrıca bir önlemin yeterlili ğ inin, uygulanma hızı ile ölçüldü ğ ünü not etmektedir. Gerçekten de, velayetin verilmesi ile ilgili davalar, sonunda verilen kararın infazı da dahil, acil bir uygulama gerektirmektedir. Zira, geçen zaman, birlikte ya ş amayan ebeveyn ve çocuklar arasınd aki ili ş kiler için telafisi zor sonuçlar do ğ urabilir (Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 92). Mevcut davada, eski karısının ziyaret hakkını kullandıktan sonra birinci ba ş vurana çocu ğ u geri getirmemesi, Türkiye ve İ sviçre’nin taraf oldu ğ u La Haye Sözle ş mesi’nin uygulama alanına girdi ğ i tartı ş ma götürmemektedir. A İ HM, La Haye Sözle ş mesi’nin 3, 7, 12 ve 13. maddelerinin, h erhangi bir Sözle ş meci Devlet sınırları içinde yasadı ş ı olarak alıkonan ya da kaçırılan çocukların derhal geri gönderilmesini sa ğ lamaya yönelik bir dizi önlemler içerdi ğ ini hatırlatmaktadır. Bu maddelere uygun olarak, merkezi otoritelerin kendi aralarında yardımla ş ması ve çocukların derhal dönmelerini sa ğ lamak için ilgili Devletler’in yetkili mercileri arasında i ş birli ğ ini te ş vik etmesi gerekmektedir (bakınız, gerekli de ğ i ş iklikler yapıldıktan sonra, Tapia Gasca ve D., ilgil i bölüm, prg. 103). A İ HM, hem iç hukuk ve hem de uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler ı ş ı ğ ında, birinci ba ş vuranın çocu ğ unu geri alma hakkı ile çocu ğ un babasına kavu ş ma hakkına saygı gösterilmesi için Türk ve İ sviçre makamlarının uygun ve yeterli çabayı sarfedip sarfetmediklerini incelemek durumundadır. 8

i. Türk makamlarının yükümlülükleri ile ilgili olarak A İ HM, öncelikle birinci ba ş vuranın Bursa Mahkemesi İ nfaz Hakimi’ne ba ş vurması ndan hemen bir gün sonra, eski karısının sahte belgeler kullanarak o ğ luyla birlikte Türkiye- Bulgaristan sınırını geçti ğ ini not etmektedir. A İ HM, çocu ğ un yasadı ş ı bir ş ekilde kaçırıldı ğ ı tespit edildi ğ inde, davaya bakan adli makamların, çocu ğ un kaçırıldı ğ ı yıl boyunca yürürlükteki yasalara uygun olarak çe ş itli önlemler aldı ğ ının inkâr edilemeyece ğ i kanaatindedir. Böylelikle, ba ş vuranın sundu ğ u bilgiler ve yaptı ğ ı suç duyurusundan sonra, Edirne Savcılı ğ ı ba ş vuranın eski karısı ve onun erkek karde ş i hakkında sahte pasaport kullanmaktan bir sor u ş turma ba ş latm ı ş tır. Ulusal mahkemeler tarafından çocu ğ un Türkiye Cumhuriyeti sınırları dı ş ına çıkı ş ının yasaklanması ve Türkiye’ye muhtemel dönü ş ü durumunda uygun kontrol önlemlerinin alınması amacıyla kararlar alınmı ş tır. İ stanbul A ğ ır Ceza Mahkemesi Savcısı sahtecilik yapmak ve sahte evrak kullanmak suçlarından N.T. ve erkek karde ş i Y.Ö. hakkında cezai takibat ba ş latm ı ş tır. Ceza davası sırasında, N.T. ve Y.Ö. hakkında ulusal tutuklama emri ile birlikte aranmaları için bir kırmızı bülten çıkarılmı ş tır. Öte yandan, ilgili ş ahıslarla ilgili tüm bilgiler toplandıktan sonra, Türk İ nterpol Milli Merkez Bürosu Ankara Ş ube Müdürlü ğ ü, İ nterpol üyesi tüm ülkelerde sarı ve kırmızı bülten yayımlamı ş tır. Bu arada, ilgili ş ahısların İ sviçre’de yerlerinin tespit edildi ğ i bilgisinin alınması üzerine, T.C. Adalet Bakanlı ğ ı Merkez Te ş kilatı çocu ğ un geri getirilmesinin sa ğ lanması için gerekli tüm önlemlerin alınması amacıyla derhal Federal Adalet Bürosu’na ba ş vurm u ş tur. A İ HM, ulusal mahkemeler önünde görülen yargılamalar sonunda elde edilen tüm bilgileri sistematik ve ş effaf bir biçimde Federal Adalet Bürosu’na ileten Türkiye Hükümetinin kaçakların bulunmasını ve çocu ğ un Türkiye’ye geri dönmesini sa ğ lamak amacıyla İ sviçre yetkili makamlarıyla yakın i ş birli ğ i içerisinde hareket etti ğ ini gözlemleme ktedir. ii. İ sviçre makamlarının yükümlülükleri ile ilgili olarak A İ HM, mevcut davada, birinci ba ş vuranın o ğ lunun İ sviçre’ye gö türüldü ğ üne ve annesi tarafından yasadı ş ı bir ş ekilde alıkondu ğ una hiç kimsenin itiraz etmedi ğ ini kaydetme ktedir. A İ HM, Türkiye Hükümetinin talebini aldıktan sonra, Federal Adalet Bürosu’nun derhal ilgili ş ahısların yerinin tespit edilmesi amacıyla arama ba ş lattı ğ ını ve çocu ğ un Türkiye’ye geri dönmesi için alınan mahkeme kararlarını uyguladı ğ ını gözlemlemektedir. Türk makamlarının ve birinci ba ş vuranın verdi ğ i bilgiler do ğ rultusunda federal polis, belirtilen tanıkları sorgul amı ş, kaçakların görüldü ğ ü okul ve konutlarda aramalar yapmı ş tır. A İ HM, öte yandan, Jura kanton polisinin, çocuk kaçırma suçundan ikinci ba ş vuranın annesi ve amcası hakkında yakalama emri çıkardı ğ ını not etmektedir. Bununla birlikte, Lozan Mahkemesi Soru ş turm a Hakimi, Vaud bölgesi sınırlarında bir suç i ş lenmed i ğ i gerekçesiyle birinci ba ş vuranın suç duyurusunu reddetmi ş tir. Di ğ er taraftan, posta ve telekomünikasyon yoluyla haberle ş meleri n denetlenmesine ili ş kin federal yasa temelinde kaçakların yerinin tespit edilmesi konusunda İ sviçre makamları, bir ceza davasında özellikle telefon dinlemesi gibi kabuledilebilir zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını gerektiren istinabe yolunun hayata geçirilmesi için Türk makamlarının ceza konularında uluslararası yardımla ş ma mekanizmasını devreye sokmaları gerekt i ğ ini bildirmi ş tir. Bu ba ğ lamda, T.C. Dı ş i ş leri Bakanlı ğ ı, Federal Adalet Bürosu’na ceza konularında uluslararası yardımla ş ma talebinde bulunmak üzere T.C. Adalet Bakanlı ğ ı’nı n gerekli bilgileri içeren bir dosya hazırlamasını istemi ş tir. 9 Son olarak, Türkiye Hükümetinin Federal Adalet Bürosu’na ba ş vurusu üzerinden bir yıl dört ay geçtikten sonra, İ sviçre yetkili makamları, annesi ve amcasıyla yasadı ş ı bir ş ekilde gizlice ya ş ayan çocu ğ un yerini tespit etmi ş ve onu bir çocuk barına ğ ına yerle ş tirmi ş tir. iii. Sonuç Yukarıdaki bilgiler ı ş ı ğ ında A İ HM, Türkiye ve İ sviçre’nin adli, diplomatik ve polis düzeyindeki giri ş imlerinin birinci ba ş vuranın arzuladı ğ ı ş ekilde yürümemesi ve ilgili ş ahısı n daha kısa sürede istenen sonucu elde edememesinin, sözkonusu makamların pasif kaldıkları anlamına gelmeyece ğ ini kaydetme ktedir. Mevcut davada A İ HM, İ sviçre ve Türk makamlarının çocu ğ un velayet hakkını elinde bulunduran ebeveyne geri verilmesi için gerekli her ş eyi yaptıklarını ve birçok soru ş turm a gerçe kle ş tirdiklerini tespit etmektedir. A İ HM’nin kanaatine göre, sadece birinci ba ş vuranı n, özellikle ulusal makamların telefon dinleme gibi ba ş ka i ş lemler yapmasını ya da farklı izlerin pe ş inden gitmesini ba ş aramaması, soru ş turmanın yetersiz oldu ğ unu göstermez (bakınız, gerekli de ğ i ş iklikler yapıldıktan sonra, Tapia Gasca ve D., ilgili bölüm, prg. 108). Yukarıdaki bilgiler ı ş ı ğ ında A İ HM, çocu ğ un kaçırılması ile Türkiye’ye geri dönü ş ü arasında belli bir süre geçmesine ra ğ men, Türk ve İ sviçre yetkili makamlarının iç hukukları ile uluslararası sözle ş melerin gerektirdi ğ i tüm adımları atarak, ba ş vuranlar tarafından arzulanan sonuca ula ş tıkları ve ihtilaflı olaydan kaynaklanan pozitif yükümlülüklerini yerine getirdikleri sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla, A İ HS’nin 8. maddesi ihlal edilmemi ş tir. II. TÜRK İ YE İ LE İ LG İ L İ OLARAK A İ HS’N İ N 5. MADDES İ N İ N 1. PARAGRAFININ İ HLAL ED İ LD İĞİ İ DD İ ASI HAKKINDA Ba ş vuranlar, yasal dayana ğ ı olmaksızın Ankara Esenbo ğ a havalimanında bir gece gözaltında tutulmalarının, A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafının ihlalini olu ş turan bir özgürlükten mahsun bırakılmaya tekâbül etti ğ ini savunmaktadır. A. Kabuledilebilirli ğ e ili ş kin Türkiye Hükümeti, ba ş vurunun bu bölümünün kabuledilebilirli ğ i ile ilgili herhangi bir itiraz dile getirmemektedir. A İ HM, bu ş ikâyetin A İ HS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadı ğ ını ve ba ş ka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadı ğ ını tespit etmektedir. Dolayısıyla, sözkonusu ş ikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır. B. Esasa ili ş kin Hükümet, çocu ğ un kaçırılmasından sonra, ulusal makamların, çocuk için yurtdı ş ına çıkı ş yasa ğ ı konması ve tüm İ nterpol üyesi ülkelerde yayımlanmak üzere sarı bülten çıkarılması gibi çocu ğ un aranmasını mümkün kılan birçok güvenlik önlemi aldı ğ ını hatırlatmaktadır. Bu ba ğ lamda Hükümet, ikinci ba ş vuranın kaçırılmasının, sınır polisinin gümrüklerde daha sıkı bir kimlik kontrolü yapmasını gerektirdi ğ ini kaydetmektedir. Hükümet, ba ş vuranlar hakkında çıkarılan bir yakalama emri sunmamakta ve ihtilaflı gözaltı ile ilgili bir yasa hükmü dile 10 getirmemektedir. Öte yandan Hükümet, ba ş vuranların Çubuk (Ankara) Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlendikten hemen sonra serbest bırakıldı ğ ını belirtmektedir. Ba ş vuranlar, bu argümanlara itiraz etmektedir. Çocu ğ unun velayetini elinde bulunduran ve eski karısı ile onun erkek karde ş i hakkında yakalama emri çıkmasıyla sonuçlanan adli gir i ş imleri gerçekle ş tiren ki ş i olarak birinci ba ş vuran, sınır polisinin ihtimamlı bir kontrol yapma dı ğ ından ve küçük ya ş taki o ğ lu ile birlikte kendisini keyfi olarak bir gece gözaltında tuttuklarından ş ikâyetçi olma ktadır. A İ HM, mevcut durumda ba ş vuranların « kimlik kontrolü » sırasında yakalandı ğ ına ve gözaltına alındı ğ ına kimsenin itirazı olmadı ğ ını not etmektedir. A İ HM, polisin ba ş vuranların kimliklerini kontrol etme giri ş imi ve hangi saatte Cumhuriyet savcısı önüne çıkarıldıkları ile ilgili Hükümetin somut bir bilgi vermedi ğ ini tespit etmektedir. Mevcut davada cevap bulunması gereken soru, ba ş vuranların 18 Kasım sabahı saat 01:00’den belirtilmeyen bir saate kadar özgürlükten mahrum bırakılmalarının, A İ HS’nin 5. maddesinin

1. paragrafı kapsamında « yasal yollara uygun » olup olmadı ğ ıdır. A İ HM, öncelikle A İ HS’nin 5. madd esinin özgürlük ve güvenlik temel hakkını teminat altına aldı ğ ını hatırlatmaktadır Bu hak, A İ HS anlamında « demokratik bir toplumda » çok büyük bir önem ta ş ımaktadır (Fransa aleyhine Zervudacki davası, n o 73947/01, prg. 40, 27 Temmuz 2006). A İ HS’nin 5. maddenin 1. paragrafında yer alan « yasada belirlenen yollara uygun » ifadesinde, aslında ulusal yasaların esas ve usul normlarına uyma zorunlulu ğ u kastedilmektedir. Her ne kadar iç hukuku yorumlamak ve uygulamak öncelikli olarak ulusal makamların ve özellikle mahkemelerin görevi olsa da, sözkonusu makamlar bu yorum ve uygulamaları A İ HS’nin ihlaline mahal vermeyecek ş ekilde yapmadıkları zaman durum farklı bir boyut kazanmaktadır. Özellikle, A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafının söz konusu old u ğ u davalarda böyle bir durum kar ş ımıza çıktı ğ ından A İ HM, bu tür davalarda iç hukuka uyulup uyulmadı ğ ını ara ş tırmak için bazı denetlemeler yapmak zorundadır (Polonya aleyhine Baranowski davası, n o 28358/95, prg. 50, CEDH 2000-III). Özellikle, özgürlükten mahrum bırakılma alanında iç hukukun gözaltı ko ş ullarını açıkça belirlemesi ve yasanın uygulamada öngörülebilir olması büyük önem ta ş ımaktadır (Zervud acki, ilgili bölüm, prg. 43). Mevcut davada, her ne kadar ulusal mahkemeler (polisin, velayet hakkı olan ebeveyne çoc u ğ un geri verilmesi yönünde çalı ş ması suretiyle) yasadı ş ı bir ş ekilde kaçırılan ve alıkonan çoc u ğ un aranması ve korunmasını öngören kararlar verse de, A İ HM, çocu ğ un annesi ve dayısı hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin, kimlik bilgileri ve velayet ile ilgili tüm belgeleri hemen gösteren ba ş vuranların, kimlik kontrolü kapsamında ha valimanında saatlerce gözaltında tutulması için A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafına uygun yasal bir temel olu ş turamay aca ğ ını tespit etmektedir. Öte yandan, Savunmacı Hükümet ihtilaflı gözaltının 5. maddenin 1. paragrafındaki cümlelerden herhangi birine uydu ğ unu kanıtlamamı ş tır. Buradan hareketle, yukarıdaki bilgileri dikkate alan A İ HM, ba ş vuranların özgürlükten mahrum bırakılmalarının iç hukukta yasal temeli bulunmadı ğ ı kanaatine varmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye ile ilgili olarak A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmi ş tir. 11 III. A İ HS’N İ N 41. MADDES İ N İ N UYGULANMASI HAKKINDA A. Tazminat Ba ş vuranlar, maddi tazminat ba ş lı ğ ı altında 250.000 Euro ve u ğ radıkları manevi zarar kar ş ılı ğ ında ise 300.000 Euro talep etmektedir. Türkiye ve İ sviçre Hükümetleri bu taleplere itiraz etmektedir. A İ HM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında bir illiyet ba ğ ı görememekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna kar ş ın A İ HM, Türkiye ile ilgili olarak A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı kapsamında bir ihlalin tespit edilmesi dolayısıyla, ba ş vuranların inkâr edilemez biçimde bir manevi zarar gördükleri kanaatine varmaktadır. A İ HM, A İ HS’nin 41. Maddesi uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, u ğ radıkları manevi zarar kar ş ılı ğ ında ba ş vuranlara ortakla ş a olarak 9 000 Euro ödenmesinin uygun olaca ğ ına hükmetmektedir. B. Yargılama masraf ve giderleri Ba ş vuranlar, ayrıca ulusal mahkemeler ve A İ HM önünde görülen yargılama masraf ve giderleri için 250.000 Euro talep etmektedir. Ba ş vuranlar, sadece çocu ğ un Türkiye’ye geri dön ü ş ü çerçevesinde İ sviçre’de gerçekle ş tirilen i ş lemlerle ilgili 5 .970 İ sviçre Frangı (yak la ş ık 3.900 Euro) tutarında bir avukat ücreti makbuzu sunmaktadır. Türkiye Hükümeti, bu talepleri dayanaksız ve a ş ırı bulmaktadır. İ sviçre Hükümeti de bu taleplere itiraz etmekte ve A İ HM’nin yerle ş ik içtihadına göre, yargılama masraf ve giderleri ile ilgili taleplerin ancak tespit edilen ihlal ile ba ğ lantılı olması durumunda kabul edildi ğ ini belirtmektedir. A İ HM, yalnızca gerçekli ğ i ve gereklili ğ i ispat edilmi ş makul tutardaki yargılama masraf ve giderlerinin ödenebilece ğ ini hatırlatmaktadır (İ talya aleyhine Bottazzi davası [GC], n o 34884/97, prg. 30, CEDH 1999-V, ve İ sviçre aleyhine Linnekogel davası, n o 43874/ 98, prg. 49, 1 Mart 2005). Mevcut davada A İ HM, yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi için, ba ş vuranların Türk yetkililer tarafından keyfi olarak bir gece gözaltında tutulmaları nedeniyle A İ HS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı alanında sadece bir ihlalin tespit edildi ğ inin dikkate alınması gerekt i ğ i kanaatindedir. A İ HM, çocu ğ un Türkiye’ye geri dönü ş ü çerçevesinde İ sviçre’de gerçekle ş tirilen i ş lemler le u ğ ra ş an avukata verilen ücrete tekâbül eden 5.970 İ sviçre Frangı tutarındaki talebin, ihlal tespitiyle sonuçlanmayan bir ş ikâyet ile ilgili oldu ğ unu gözlemlemektedir. Bu nedenle, İ sviçr e Hükümetinin bu ba ş lık altında bir ödeme yapması gerekmemektedir (bakınız, gerek li de ğ i ş iklikler yapıldıktan sonra, İ sveç aleyhine Olsson davası (no 2), 27 Kasım 1992, prg. 113, seri A no 250). Son olarak A İ HM, Türkiye Hüküm etinin, ba ş vuranların taleplerini yeteri kad ar kanıtlamadı ğ ı yönündeki dü ş üncesine tamamıyla katılmaktadır. 12 Yukarıdaki kriterleri ve herhangi bir ödeme belgesinin bulunmadı ğ ını dikkate alan A İ HM, ba ş vuranların yargılama masraf ve giderleri ile ilgili talebini reddetmektedir. C. Gecikme faizi A İ HM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artı ş eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, A İ HM,

1. Oybirli ğ iyle, ba ş vurunun kabuledilebilir old u ğ una;

2. Oybirli ğ iyle, Türk makamları açısından A İ HS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildi ğ ine;

3. Oybirli ğ iyle, A İ HS’nin 8. maddesinin ihlal edilmedi ğ ine; 4. İ kiye kar ş ı be ş oyla,

a) A İ HS’nin 44/2 madde si gere ğ ince kararın k esinle ş ti ğ i tarihten itibaren üç ay içi nde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından ba ş vuranlara ortakla ş a olarak her türlü vergiden muaf tutularak 9.000 Euro (dokuz bin Euro) manevi tazminat ödenme sine;

b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdi ğ i tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu mebla ğ lara, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artı ş eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanm asına;

5. Oybirli ğ iyle, adil tatmine ili ş kin di ğ er tüm taleplerin reddi ne; KARAR VERM İŞ T İ R. İş bu karar Fransızca olarak hazırlanmı ş ve A İ HM’nin iç tüzü ğ ünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 17 Mayıs 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmi ş tir. Mevcut karar ekinde A İ HS’nin 45/2 ve İ çtüzü ğ ün 74/2 maddesi uyarınca Yargıç Jociene ve Sajo’nun kısmi ayrı oy görü ş ü yer almaktadır. 13