Remainder inadmissible;Violation of Article 3 - Prohibition of torture (Article 3 - Expulsion) (Conditional) (Italy);Non-pecuniary damage - finding of violation sufficient; Violation: 3
Volltext (verifizierbarer Originaltext)
179 No’lu (Kasım 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır Tarakhel / İsviçre
– 29217/12 - 4.11.2014 tarihli Karar [BD] Olaylar
– Başvuranlar (evli bir çift ve altı küçük çocukları), Afgan vatandaşı olup, İsviçre’de ikamet etmektedirler. Çift ve altı çocuğu 2011 yılının Temmuz ayında İtalya kıyısına ulaşmış ve hemen EURODAC kimlik belirleme işlemine (fotoğraf ve parmak izi alma) tabi tutulmuşlardır. Daha sonra, başvuranlar Avusturya’ya ve oradan İsviçre’ye gitmişler ve İsviçre’de iltica başvurusunda bulunmuşlardır. Ancak, başvuruları Avrupa Birliği Dublin II. Tüzüğü uyarınca İtalyan yetkililerin incelemesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir. İsviçre yetkilileri bu nedenle başvuranların İtalya’ya gönderilmesine karar vermişlerdir. Söz konusu tedbirin reddedilmesine ilişkin olarak başvuranlar itirazda bulunmuşlardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruda, başvuranlar İsviçre’den İtalya’ya gönderilmelerinin Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca haklarını ihlal edeceğini ileri sürmüşlerdir. Hukuksal Değerlendirme
– Madde 3: Mevcut davada, Mahkeme İtalya’da sığınmacılar için kabul düzenlemeleri ve başvuranların özel durumlarıyla birlikte genel durum göz önüne alındığında, başvuranlar İtalya’ya geri gönderildiklerinde Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olarak kötü muameleye maruz kalacakları sonucuna ulaşmak için herhangi somut bir gerekçe gösterilip gösterilmediğini belirlemek zorundadır. Mahkeme, ilgili zamanda Yunanistan’daki gene durumun ışığında başvuranın özel durumunu incelediği M.S.S. / Belçika ve Yunanistan davasında verdiği kararda benimsediği yaklaşıma benzer bir yaklaşım izlemek gerektiği görüşündedir. (a) İtalya’da sığınmacılar hakkında kabul düzenlemelerine ilişkin genel durum – Mohammed Hussein ve Diğerleri / Hollanda ve İtalya davasındaki kararında, Mahkeme, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) tavsiye kararında ve İnsan Hakları Komiserliği’nin raporunda (her ikisi de 2012 yılında yayınlanmıştır), özellikle kimlik tespiti işleminin yavaşlığına, kabul olanaklarının yetersiz kapasitesine ve mevcut merkezlerde yaşam koşullarına atıfta bulunulduğunu gözlemlemektedir. (b) Mültecilere ilişkin kabul olanaklarının kapasitesi
– İlgili yerlerin sayısının ihtiyacın altında olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, mevcut verilerin doğruluğu konusunda tartışmaya girmeksizin, Mahkeme, 2013 yılının ilk altı ayında iltica başvurularının sayısı (14,184) ile SPRAR sistemine ait sığınmacı kabul merkezlerinde bulunan mevcut yer sayısı arasında bariz bir uyuşmazlık olduğunu belirtmiştir. (c) Mevcut merkezlerdeki yaşam koşulları
– Kabul koşullarında bir derece kötüleşme yaşandığı ve sığınmacılara ilişkin kabul merkezlerinde (CARAs) aşırı kalabalıklık problemi olduğu gözlenilmesine rağmen, UNHCR geniş çağlı şiddet olaylarına ve sağlıksız koşullara atıfta bulunmamış ve hatta sığınmacıların kabul koşullarının iyileştirilmesi için İtalyan yetkililerin çabalarını hoş karşılamıştır. İnsan Hakları Komiserliği, 2012 yılı raporunda, “bazı kabul merkezlerindeki” problemlerden de bahsetmiştir. Son olarak, 12 Şubat 2014 tarihli duruşmada, İtalya Hükümeti, CARA’da başvuranlar gelmeden hemen önce şiddet olaylarının meydana geldiğini onaylamış, ancak sığınmacıların ailelerinden sistematik olarak ayrıldıklarını reddetmiş ve bu durumun yalnızca birkaç durumda ve çok kısa sürelerde (örneğin kimlik tespiti işlemi) gerçekleştiğini belirtmiştir. Bu nedenle, İtalya’daki mevcut durum, yukarıda anılan M.S.S. davasının görüldüğü zamanda Yunanistan’daki durumla karşılaştırılamaz, çünkü M.S.S. davasında Mahkeme özellikle on binlerce sığınmacıyı barındırmak için kabul merkezlerinde 1.000 yerden daha azı olduğunu ve başvuran tarafından tanımlanan aşırı yoksulluk koşullarının geniş çapta var olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, İtalya’da kabul düzenlemelerinin genel durumu ve yapısı sığınmacıların söz konusu ülkeye gönderilmelerine bir engel teşkil edememesine rağmen, yukarıda belirtilen bilgi ve veriler sistemin mevcut kapasitesine ilişkin ciddi şüpheler doğurmaktadır. Buna göre, büyük sayıda sığınmacıya kalacak yer tahsis edilemeyebilir veya hiçbir gizlilik olmadan aşırı kalabalık hatta sağlıksız veya şiddet içeren koşullara sahip merkezlerde kalmak zorunda kalma ihtimalleri göz ardı edilemez. (d) Başvuranların özel durumları
– İtalya’da bulunan sığınmacıların genel durumlarının M.S.S . kararında incelendiği gibi Yunanistan’daki sığınmacıların durumlarıyla karşılaştırılamaz olmasının nedeni, mevcut davada başvuranların özel durumlarının M.S.S. davasındaki başvuranın durumundan farklı olmasıdır. Başvuranlar İtalyan yetkililer tarafından hemen ilgilenilirken, diğer davadaki başvuran ilk olarak gözaltına alınmış ve daha sonra herhangi bir nafakası olmaksızın kendi kendine bakması için bırakılmıştır. Mevcut davada, İtalya’daki kabul sistemine ilişkin mevcut durum göz önüne alındığında, söz konusu ülkeye gönderilen sığınmacıların büyük bölümüne kalacak yer sağlanamama veya hiçbir gizlilik olmadan aşırı kalabalık ve ayrıca sağlıksız veya şiddet içeren koşullara sahip merkezlerde kalmak zorunda kalma ihtimalleri göz ardı edilemez. Bu nedenle, başvuranların İtalya’ya vardıklarında kendilerine merkezde çocukların yaşlarına uygun koşullara sahip ve ailenin bir arada olacağı kalacak bir yer sağlanması için İtalyan yetkililerden onay almaları İsviçreli yetkililerin görevidir. İtalya Hükümeti’ne göre, çocuklu aileler özellikle hassas kategoride tutulmakta ve normal olarak onlarla SPRAR sistemi içinde ilgilenilmektedir. Söz konusu sistem, başvuranlara kalacak yer, yiyecek, sağlık bakımı, İtalyanca dersleri, sosyal servise yönlendirilme, avukat yardımı, meslek eğitimi, çıraklık ve kendilerine kalacak yer bulmaları için yardım sağlanmasını açıkça temin etmektedir. Ancak, İtalyan yetkililer, yazılı ve sözlü gözlemlerinde, yetkililerin başvuranlarla ilgilendikleri özel koşullar konusunda detaylı bilgi sağlamamışlardır. 12 Şubat 2014 tarihli duruşmada, İsviçre Hükümeti’nin, Federal Göç Ofisi’ne (FGM) İtalyan yetkililer tarafından, başvuranların İtalya’ya gönderilmesi halinde, Avrupa Mülteci Fonu tarafından finanse edilen merkezlerden birinde kalacakları hakkında bilgi verildiğinin belirtildiği doğrudur. Ancak, söz konusu merkez, fiziksel kabul koşulları ve aile birliğinin korunması hakkında detaylı ve güvenilir bilgi olmadığından, İsviçreli yetkililer, başvuranların İtalya’ya gönderilmeleri halinde, başvuranlarla, çocukların yaşlarına uygun bir şekilde ilgilenileceğine ilişkin yeterli güvenceye sahip olmamaktadırlar. Mahkeme, başvuranların, İsviçreli yetkililere ilk olarak İtalyan yetkililer tarafından başvuranlarla çocukların yaşlarına uygun bir şekilde ilgilenileceğine ve aile birliğinin korunacağına dair güvenceler verilmeksizin İtalya’ya gönderilmeleri halinde, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edilmiş olacağına hükmetmiştir. Sonuç: Başvuranların gönderilmeleri ihlal teşkil etmektedir (üçe karşı on dört oyla). Madde 41: Başvuranların gönderilmelerinin ihlal teşkil edeceğine hükmetmek, manevi tazminat kapsamında yeterli adil tazmini oluşturmaktadır. (Bk. M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], 306996/09, 21 Ocak 2011, 137 sayılı Bilgi Notu; ve Mohammed Hussein ve Diğerleri / Hollanda ve İtalya (k.k.), 27725/10, 2 Nisan 2013, 162 sayılı Bilgi Notu; ayrıca bk . Dublin davalarına ilişkin Tematik Bilgi Notu)